SEYDİŞEHİR ETİ ALÜMİNYUMUN ÖZELLEŞTİRİLMESİ

ANAYASA MAHKEMESİNİN ÖZELLEŞTİRME İPTALLERİ.

    Temmuz 2024. Şimdi sırada Seydişehir Eti Alüminyumun Özelleştirilmesi var. Bir önceki yazımda Türkiyede Kamu Kurumlarının Özelleştirilme Nedeni hakkında açıklamalar  yapmıştım. Bu yazımda Seydişehir halkı ve Eti Alüminyum işçisinin özelleştirilmeye bakış açılarını yorumlamaya çalışacağım.

Önceki yazımda 24 Ocak kararları ile fabrikaların satılması kabul edildi diye belirtmiştim. Halkın ağzına verilip başlarına yapıştırdığı sakız gibi zarar ediyor lafı ağızlarından eksik ettirilmedi.

Evet; Seydişehir halkı ağızlarına verilen sakız nedeni ile özelleştirmeye alkış tutmuştu. Bana göre bunun,  dört  sebebi var.

1 – İşçi 1967 yılından 1990 yılına kadar kazandığı tüm parasını Seydişehir halkı ve esnafına veriyordu. Seydişehir esnafı da parasına para, malına mal katıyordu. Fabrika işçisi, çarşı esnafının gözünde, -teşbihte hata olmasın- ”Sağmal İnek” idi.

Ne yazık ki bazı esnaf kesiminin gözünde  işçinin zevki için para harcama hakkı yok idi. Onlara göre işçiye bisiklet bile çok, yürüsün! Kirada oturacağı ev, ona çok bile! Para biriktirmek, ihtiyacı ve zevki için parasını harcamak gibi bir hakkı, olamazdı!  Ama çarşı esnafının ise, Allahın emri imiş gibi her şeye hakkı vardı. Her 2-3 senede bir arabasını değiştirecek.

Seydişehir de bir evi olacağı gibi Antalya da veya başka yerlerde 1-2 tane yazlığı olmalı! Bunları nereden mi biliyorum? Toplum içinde konuşulanları duyduğum gibi, esnafı savunup, işçiyi kötüleyenlere de, gerekli cevabı verenlerdenim.

1990 yılı ve sonrasında Türkiye AB ayarında çalışıp üretmediği halde çağ atlaTILdı.  Böylece Türk halkı ve Seydişehir işçisi çağ atladı. Buna göre İnsan olmanın gereğini ve gerekenlerin hepsine sahip olmaya başladı. Ev, araba, seyahat ile ailesel ve kişisel ihtiyaçlarını şehir içinden ve dışından, gidermeye başladı.

Sonrasında Seydişehir dışına çıkmaya başlayan işçi Dışarıda gördüğü çeşit ve fiatlar ile buradaki fiatları karşılaştırdı. Bu sebeple ne kadar fahiş fiata uğradıklarını anladı. Lakin 1985 sonrası her şey dolar ile hesaplanma yoluna gidildi.İşçi mecburen artırdığı parasını dövize yatırmaya başladı. Böylece Alüminyum fabrikasında üretilen süt çarşı esnafına az gelmeye başladı. Bazı ihtiyaçlarını daha ucuza şehir dışından karşılamaya başlayan işçi esnafın gözünde düşman olarak görünmeye başlandı.

İşçi tamamen haklı mıydı? Haksız olduğu yerlerde vardı. Mesela:

1992-98 yıllarında işe girmiş 3-5 yıllık yeni işçi maaşları eski işçinin maaşına yetişti. Bu nedenle özellikle bu grup içerisinde bulunan genç arkadaşlarımız, bir anda ummadıkları bir refaha kavuştular.

Nasıl mı? Toplu Sözleşmeler yapılırken eski ve yeni işçilere farklı zamlar verilmeye başlandı. Eski işçi arkadaşlara (mesela) % 15 – 20 zam verildi. Azınlıkta olan ve yeni işe giren arkadaşlarımıza % 50 zam verildi. Böylece tüm işçiye verilen zam ortalaması, %30-40 gibi yüksek gösterildi. Bu nedenle eski işçi az zam aldı. Sonuç olarak Türk ve Seydişehir Halkı kandırıldı.

Ummadıkları bir refaha erişen bazı gençlerin, aşırıya kaçan nahoş hareketleri Seydişehir halkının tepkisini çekti. Lakin buna neden olan maddi güçlerinin yanında alım güçlerini kolaylaştıran etkenler vardı. Buna göre zaman içerisinde gelişen teknoloji, kolaylaşan üretim, kredi ve rekabete dayanan ticari kolaylıkları unutmayınız.

Bazı ihtiyaçlarını daha ucuza şehir dışından karşılamaya başlayan işçi esnafın gözünde düşman olarak görünmeye başlanıldı. Ayrıca Seydişehir Eti Alüminyumun Özelleştirilmesi ve diğer Kurum satışlarında halkın işçiye düşman olasının diğer sebebi ise:. Hükümetlerin sendikal sözleşmeler sırasında dile getirdiği, halkın kulağına soktuğu bir anlatım şekli vardı.  Emeklilik yaşı geldiği halde emekli olmayıp, hala çalışan, iş yerinde uyuyan işçiler var!

Türk ve  Seydişehir halkı geçmişin verdiği bir hırsla bu açıklamalara sahip çıktı. Daha sonra Emekliliği gelen işçi, emekli olsun. Bizim çocuklarımız çalışsın, demeye başladı.

Ey bu konuşmalara sahip çıkan  Seydişehir (Türk) halkı. Emekli olabilecekken hala çalışan iş yerinde uyuyan sadece işçi ve işçiler mi? Emekli ola bilecekken hala çalışan iş yerinde uyuyan her meslekten MEMUR YOK MU? Neden aynı terane memur için söylenmiyor!  Memurun tecrübelisi gerekli de, işçinin tecrübelisi gerekmiyor mu? Yoksa hep sakızlara mı dolanıyorsunuz?

NOT:. Fabrikada çalışırken tanış olduğum ve 4 C li olarak şuan devlet dairelerinde çalışan arkadaşlarla görüşürdüm. Fabrikada çalışıyor olsalar idi alacakları maaşın yarısına talim eden arkadaşlara sorardım. Şuan olması gereken hakkınızı verseler, fabrikaya döner misiniz? Hiç biri ben dönerim demedi. Bizler fabrikada iken, ölmüşüz, diyorlardı.

Ne demek istediklerini birazcık aklı olan varsa, düşünsün!

2Seydişehir Eti Alüminyumun Özelleştirilmesi zamanında İşçinin, Seydişehir halkının desteğini kaybetmesinde hatası vardı. Ama bu hata kısmen işçinin kendi hatası idi. Dikkatinizi çekerim ‘kısmen‘.

Seydişehir ve civar köylerinde yerleşik işçiler var. Özellikle çiftçilikle uğraşan bazı VARDİYALI işçiler, halkın arasında iken utanmadan bazı itiraflarda bulunmuşlar.  Ben gündüz bahçemde çalışır, işe gittiğimde orada  uyurum! diyen olmuş. Kendini bilmez, Allah ve kitaptan dem vuran, ahlaksız arkadaşlar mevcut idi.

   Yalnız Bir anlamda ‘uyumaya’ gelenler var idi! Ama nasıl?

Dışarıdaki kişi, fabrikaya  yatmaya gelenin ne iş yaptığını bilemez. O kişi işçinin söylediğini bilir. Haklılar da. Kamu iş yerlerinde  çalışan kişiler, yapacağı işe ve çalışacağı  tezgahın kadrosuna göre işe alınır. Her işçi, kadrosunda çalıştırılır ve kendi işinden sorumludur. Her hangi bir şahsın işinde olduğu gibi, kamu işçisine Gel burada çalış Git orada çalış diyemezsiniz. Diyecek olan teknisyen ya da Mühendis, o işçi arkadaşın isteği karşısında, yazılı bir kağıt verip her türlü sorumluluğu üstlenmek durumundadır.

Yazılı kağıdı veremediği an, git başka yerde çalış deme selahiyetinde değildir. Şayet işçi  ALLAH; KİTAP, VATAN diye gider ve başına bir iş gelirse, O zaman TEK SUÇLU İŞÇİ olur. Adı üstünde devlet ve devlet dairesi, kamu iş yeridir.  Memur içinde böyledir, işçi içinde.  Ne yazık ki Türk halkının gözünde, işçinin adı var.!! Bir zamanlar başbakanlık yapmış Tansu Çiller: İşçiye verilen para, PKK’ya gider demişti.

Seydişehir Eti Alüminyumun Özelleştirilmesi ve diğer Kurum satışlarında halkın işçiye düşman olasının diğer sebebi ise:. Kamu fabrikalarında çalışan işçilerin kimi 7,5 saat veya bu zamana yakın sürede  işinin , tezgahının başından ayrılamaz. Kimileri de 7,5 saat eline iş almaz. Almaz derken, tezgahların  veya değişik iş yerleri arasında elinde 1-2 malzeme ile dolaşır durur. Esasında dolaşması bile iş yapmasıdır. Bu kişilerin ilki seri üretimde çalışırken diğeri, getir-götür bir başkası ise Elektrik ve Makina Bakım işinde çalışmaktadır. Üretimin durduğu yerde, 7,5 saat eline iş almayan veya sabahtan akşama kadar dolaşan kişi, çalışmaya başlar. Düzen bu şekildedir.

Efendim “Niye yatacak, vatan, millet adına gitsin yardım etsin! Başka yerde çalışsın! ” demekle, iş olmuyor.

Şayet işçi kendi isteği veya başındaki yetkilinin  sözlü  talimatı ile, kadrosu dışında bir iş yapar ve başına bir iş gelirse:.  O  işçiyi sözlü olarak işe gönderen yetkili  Ben gönderdim, DEMEZ. Yanan, işçi olur. Yine iddia ederseniz, O zaman ben size en az 10 şahitli bir iş kazasının hikayesini anlatırım.  Hal böyle iken yine suçlu; İŞÇİ OLUR. Vesselam. İşçi arkadaşlar arasında iş yerine gerçekten yatmaya gelen kişiler olmuştur. Ama bu kişiler bir elin 10 parmağını geçmez. Ama bir çürük elma, bir kasa elmayı çürük eder.

3 – Diğer önemli bir etken. AKP Konya Milletvekili ve Seydişehirli hemşehrimizin radyoda ve çeşitli mahalli yerlerde söylediği ve tekrarlanan. Eski işçi işten çıka-rıla-cak, onların yerine 5.000 -beşbin- genç işçi alınacak açıklaması, işçiye kin duyan Seydişehir halkının aklını başından almaya yetti, arttı bile. Böylece çalışan Eti Alüminyum işçisi, halkın desteğinden mahrum kaldığı gibi, garezine bile uğradı.

Not: 2016 -17 yılı itibari ile Ce-Ka Eti Alüminyum’da çalışan işçi sayısı: 1200  kaynak: Seydişehir’in Sesi gazetesi

Kamuda iken çalışanlar ise: 1400 kadrolu işçi + ≈ 700 taşeron işçisi + 400 memur =  2500 kişi ekmek yiyordu. Ya şimdi? 1200 kişi.  Gelelim en önemli 4.  şık.

4 –  İşçinin temsilcisi, savunucusu  olması gereken! Hak İş’e bağlı Öz Çelik  İş sendika’mız! (Karabük Demir Çelik fabrikalarında olan örneğinde olduğu gibi) kendi menfaatleri yönünde  bir pay çıkartma telaşına düştü. Fabrikanın satışında hesaplanmış olan hisselerin, % 14’nü alabilmek için, gayret göstermeye başladı.

Bu gayretleri sırasında sendikal çıkarları, işçi çıkarlarının üstünde sayıldı. % 14‘lük hissenin adı ‘Altın Hisse’ olarak addediliyordu. Hükümet ve/veya fabrikayı satın alan şirket ile yaptıkları pazarlıklar fayda vermedi. Sonunda o ana kadar akıllarından bile geçirmedikleri gerçek görevlerini hatırladılar.

Pazarlıkları olumlu gelişse idi  Sendika işçiye dönüp -Oturun oturduğunuz yere, kıpırdayanı mahvederim, diyebilecek durumda olacaktı. Ama sendikadaki hesap, Özelleştirme İdaresinde onay görmeyince; Seydişehir’e gelip sendika’cılık oynamaya  başladılar.

Ayrıca, bir önceki yazımın sonunda belirttiğim konuyu burada da  vurgulamamda fayda var. Seydişehire bir akşam vakti gelip genel müdürlük sahası içerisinde konuşan Başbakan RTE’ nı alkışlayan işçinin % 90’nı taşeron firmada çalışıp: – Fabrika satıldığı zaman    kalifiye işçi – usta  olacağız, diyen gençlerdi. Bunların haricinde, uzaktan dinleyip – seyredenlerin haricinde, kendi geleceğinin vehametinde olmayan, geleceğini düşünmeyip sırf  yaranma telaşında olan ≈ 50 kadrolu işçi, şak – şaklamıştır.  Buda böyle biline.  Velhasıl;

Kamu iş yerleri, herhangi bir iş yeri değildir. Devlet, çıkarttığı kanunlara bazen ters düşse de,  sonuçta istese’de – istemese’de çıkarttığı kanun ve yasalara uymak zorundadır. Dünyanın her yerinde de böyledir. Devletin Başbakanı, Bakanı, Müsteşarı, Müdürü , Şefi, Makina Mühendisi , Teknisyeni aracılığı ile bu sorumluluğu alamıyorsa, işçiyi suçlamanın alemi ve gereği yoktur. ( Bu yazdıklarıma bir itirazınız olursa, lütfen YORUM kısmına yazınız. Ben cevabı-nızı-  vereceğim.)  9 Kasım 2011  ——

17 Haziran 2005 yılında yapılan satışı Danıştay,  27 Kasım 2007 tarihinde iptal etti.

24 Mart 2015 tarihli Aydınlık Gazetesi: CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın önergesini yanıtlayan;  Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner YıldızBedava verilen barajdan Ce-Ka 3 katrilyon TL kazandı. Seydişehir  Eti Alüminyum Fabrikasını çalıştırmak üzere bedelsiz verilen Oymapınar Barajında 2011 – 2014 arası üretilen elektriğin yüzde 86.8’inin piyasaya satdığı ortaya çıktı…..  “Oymapınar Barajı, Seydişehir Eti Alüminyum Fabrikası çalıştırılsın diye Cengiz İnşaat’a bedava verilmiştir. diyor.

Bu açıklamadan şu sonuç çıkıyor. Oyma Pınar Hidro Elektrik Barajı, Fabrika çalışsın diye degil! Şirketin nakit para ihtiyacı için verildiğini ortaya koyuyor. Bu kadar açık hukuksuzluğa rağmen, ‘Oyma pınar Barajı geri alınmıyorsa, Cengiz İnşaat’ın cebine O gün için cebine giren yaklaşık 3 katrilyon lira geri alınmıyorsa, burada iktidarın da ortaklığı söz konusudur. Oymapınar Barajı Cengiz İnşaat’a dolaylı olarak da AKP’ye para akıtıyor.” 11.2016    ALBAYRAK

DEPREMİN OLUŞ NEDENİ ve TÜRKİYE

DEPREMİN OLUŞ NEDENİ ve TÜRKİYE

   Temmuz 2024. <strong&amp;gt; <strong&gt;Depremin Oluş Nedeni ve Türkiye konulu bilgiler için. www.livescience.com ve www.earthquake.usgs.gov/earthquakes üzerinden açıklanan teknik bilgilerden faydalandım. Özellikle parçalı ama doyurucu bilgileri usgs.gov üzerinden çıkarttım. Ben bu karma bilgileri bir araya getirip yazdım. Ve dolayısı ile Kimi yerde okuyucuya katkı sağlama babından, yorumlamaktayım.  2010.

MAĞMA TEKTONİK PLAKA VE FAY HATLARI:

Önce Tektonik levha- Tektonik plaka ve Fay hattı nedir? Yorum: Misal elinizdeki kahve fincanı  ve tabak düştü Tabak büyüklü küçüklü 10 – 15parçaya Fincan ise 30 parçaya ayrıldı. Yapıştırdınız. Yapıştırdığınız tabaktaki büyük parçalar dünyanın kabuğunda olduğu belirtilen 6 parça ANA tektonik plakayı oluşturuyor.

Tabaktaki Küçük parçalarda deniz dibinde var olan, 6 lıya göre daha küçük parçalı bölgesel örneğin Karayip Denizi, Kanarya, Sicilya, Santorini ve Endenozya Adaları noktalarındaki tektonik plakaları oluşturmuş oldunuz.

Fincan üzerindeki yapıştırdığınız büyük parçalar tektonik plakalara göre karanın / deniz tabanında oluşmuş Küçük ölçekli tektonik plakaları / Fayları oluşturmuş oldunuz. Daha küçük parçalar ise yeryüzünde her yerde olabilen tektonik plakaların yeryüzüne yakın (derler ya, yerin 10 km altında)  oluşan depreme neden olan fay kırıklarını temsil ediyor.

Bilimsel Tespit: Fay kırıkları, tektonik plakaların yer üstüne doğru karasal ~3 / 20 km derinliklerde oluşmuş karasal çatlaklardır.

152 yerde olan KÜÇÜK ÖLÇEKLİ tektonik plakaların olduğu bazı yerler ise. Yalova, Kuzey Anadolu, Elazığ, Erzincan, Van, Hatay’da Arabistan Yarım Adası hattı. Arabistan, Karayip Deniz adalar bölgesi ile, parçalı doğu ve orta Akdeniz tabanlı tektonik plakalar örnektir.

Ayrıca Arabistan yarım adası, Afrika kıta burnu Somali ve Tanzanya arası, K. Amerika San Andreas Endonezya Hint Okyanusu tektonik plakası gibi. Fay hatları ise! Haritalarda ve Ege bölgemizde çokça göründüğü üzere, Ayak bastığımız her yerde olabilir!</p>

<strong>Depremin Oluş Nedeni ve Türkiye depremlerine neden olan Tektonik Hareketli, hareket eden manasındadır.

Dünyada (kimi yerde) 7-8 tane büyük tektonik plaka olduğu belirtiliyor. Başlıca Tektonik Plakaların, Pasifik Okyanusunun karşılıklı her iki kıyı hattı boyunca KG yönünde Amerika kıtasının tamamı, Avrasya (Kamçatka, Japonya, Endonezya, Himalayalar, Anadolu’dan Avrupa İtalya hattı). Ayrıca Afrika, Avustralya, ve Antarktika kıtasından Atlas Okyanusuna.

Atlas Okyanusunun orta tabanından  sağlı sollu Karayip ve Kanarya Adaları arasından İzlanda Adasına uzanır. Bu tektonik plaka K-G yönünde eski ve yeni dünyayı deniz dibinden ikiye bölüyor. En etkin tektonik plakalar Pasifik ve Hint Okyanusu deniz tabanlarında dır. Endonezya Adaları, Pasifik ve Hint Okyanusu arasında kalmaktadır.

Dünyanın Merkezindeki Mağma:. Karasal kürenin ağırlığı baskısı ve sıkıştırması nedeni ile merkezde kendiliğinden ısı oluşuyor.  Buna ısının etkisi ile dünya merkezindeki toprak eriyerek Mağma‘yı oluşturmaktadır. Mağma, devamlı  lav olarak yeryüzüne çıktığında azalıyor; Sert kaya tabakasının çökerek mağmaya karışması ile de çoğalıyor.

Mağma nın, Dünya yüzeyine doğru yaptığı basınç neticesinde lavın yolda bulduğu katı boşlukları doldurmasıyla lav havuzları oluşuyor. Bu nedenle oluşan lav havuzlarının ayak bastığımız noktanın 5 km kimi yerinde ise 70 km altında olduğu belirtilmektedir.

DEPREMLERİN OLUŞ ŞEKLİ;

Magmada’ki eriyiklerin yeryüzüne doğru yaptığı yüksek itici basınç nedeni ile okyanus tabanındaki Tektonik Plakalarda ayrışma meydana geliyor.  AYRIŞMA noktası ‘burası‘ iken BATMA noktası dünyanın başka bir yerinde olmaktadır. Deprem, bu batmanın olduğu yerde olmaktadır.

Depremler nedeni ile Yeryüzünde yeni bir dağ tepe Ve çukur oluşmadığı müddetçe buna neden olan hep deniz dibindeki tektonik plakalardır. Mesela! Gaziantep bölgesinde yığıntı, Hatay bölgesinde ise çukurluk oluşmuştu. Buna neden olan iki yönlü sıkıştırma ve ayrışmadır. Ve karada oluştu. -Devamı Türkiye bölümünde.

Unutmayın Su çatlak yerden sızar. Kürenin çatlak yerleri Tektonik Plakaların birleştiği yerlerdir. Sonuç olarak bu çatlakların % 90 nıda deniz dibindedir. Mağma iki tektonik plaka arasından çıkıyor ve İki parçayı ayrıştırıyor. Sonrasında Ayrışan plaka KARŞI kıta karası dibine birikip burayı itiyor.

Bu itme anı her neresi ise O yer yüzeyden veya yakın yerden  kopuyor ve Mağma’ya doğru batıyor. Batan kısım ana karadan ayrışmış oluyor. Böylece Mağma’nın Çıkış Noktasından AyrıştırmaBatışAyrışma sonrası deprem oluşuyor.

Ben Yeryüzünün bir tarafında dışarıya çıkıp akan lavı, zararı olsa’da buna rağmen Dünyanın düdüklü tencerenin emniyet sıbabı derim.

DÜNYAYI ŞEKİLLENDİREN DEPREM MERKEZLERİ:.

<strong> Depremin Oluş Neden</strong>i ve Türkiye konusunda depremlerin ne denli felaketlere sebep olduğu en çok ve şiddetli görüldüğü kıta ve ülkeler.

1. En Şiddetli deprem bölgeleri: Pasifik ve Hint Okyanusu arasında olan kıta ve ada ülkeleridir. Büyük (Pasifik) Okyanusun tabanını oluşturan tektonik plakanın yılda, kuzeybatı yönünde 7 cm hareket etmekte imiş. Bu bölgeye; Pasifik Deprem Kuşağı denilmekte.

2. Deprem Kuşağı: Bu bölüme Hint-Alp Kuşağı Denilmektedir. Buralar Himalaya sıra dağları üzerinden Afganistan İran, Türkiye, İtalya Orta Avrupa ve Portekiz üzerinden Atlas Okyanusuna erişmektedir. Bu arada Hindistan yarımadasının altına giren Hint okyanus plakası, bu ülkeyi Asya içlerine ittirirken, Himalaya sıra dağlarının yılda 2 – 4 cm yükselmesine neden olmaktadır. Diğer taraftan, sıkıştırma nedeni ile Afganistan toprakları büzülürken  santim santim küçülmektedir.

Arabistan yarımada plakası:., Hint Okyanusu, Afrika Kıtası ve Ak Deniz tabanlı sıkıştırılma nedeni ile kendini Anadolu topraklarına doğru itmektedir. Himalaya dağları ve Arabistan plakasının sıkıştırması sonucu oluşan İran Zağros Dağları, Irak’ın kuzey doğu içlerine kadar uzanmaktadır.

Bu arada Afrika merkezli Akdeniz üzerinden gelen baskı ile! Avrupa Kıtasında büzüşme ve kayma oluyor. Bu sebeple Orta Avrupa içinde yer alan Alp sıra dağları, Himalaya dağları gibi yılda 2,5 cm yükselmektedir. Ayrıca, Yüzlerce yıl sonrası Afrika kıtasının Avrupa ile birleşeceği belirtilmekte.

Rift Vadisi; Harita üzerinde Afrika boynuzu denilen yer üzerinden başlayıp, Kenya- Tanzanya üzerinden  Mozambik ülkesine ulaşmakta. Akarsu yatağı benzeri depremsel yarılma  neticesinde oluşmuş çöküntülü bir kara düzlemidir. Rift Vadisi, bir nevi Akarsu yatağı benzeridir. Başlangıç noktası olan Kızıl Deniz bölgesine yakın olan bölge hariç orta bölgeler, deniz seviyesinden 300 mt aşağıda. ∼1000 km düz genişliğe, ve üç ayrı parça halinde ∼ 3500 km uzunluğa sahiptir. Bu tip büyüklü küçüklü vadi çukurlarına, Rift vadileri denilmektedir.</p>

<strong>Depremin Oluş N</p> <p>edeni ve Türkiye konulu açıklamalardan olan Rift Vadisi hakkında Bilim adamları;. Afrika Boynuzunun, Afrika kıtasından yılda 6,3 mm D/B yönünde ayrılıyor. Etiyopya – Mozambik arasında var olan Rift vadisinin, yüzlerce yıl sonrası Afrika kıta’sın dan kopacağı belirtiliyor.  Her iki uç noktalarının deniz tarafından açılması halinde, Okyanus suyu ile dolacağını da ileri sürmektedirler.  www.livescience.com

3. Atlantik Değrem Kuşağı:. Ekvator bölge üzerinden Kuzey yöne doğru uzanan Orta ve  Kuzey Amerika-Afrika-Avrupa ve İzlanda üzerinden Kuzey Kutbuna ulaşmaktadır. Karayip, Kanarya ve İzlanda Adaları; Atlas Okyanusu Orta Tabanlı sıra dağların etkisi altındadır. Atlas Okyanusu tabanından çıkan lavlar, bu tabanlı sıra dağların hem yükselmesine hemde uzamasına neden olmaktadır. İzlanda’nın her sene, 2,5 cm D/B yönünde genişlediği tespit edilmiştir.

Deprem Etkisi ile yükselen genişleyen veya küçülen yerler:. Büyük (Pasifik) Okyanus tabanı kuzeybatı yönünde 7 cm Himalaya sıra dağları yılda 2-4 cm. İran Zağros Dağları Irak yönünde. Afrika Boynuzu yılda 6,3 mm D/B yönünde. Alp sıra dağları 2.5 cm yükselmekte. İzlanda’nın ise her sene, 2,5 cm D/B yönünde genişlediği belirtilmiştir. Afganistan ise Himalaya, Arabistan ve Hint Okyanusu tabanından sıkıştırılmakta ve büzüşmektedir.

TÜRKİYEYİ  ÇEVRELEYEN TEKTONİK PLAKA FAY HATLARININ DEPREME OLAN ETKİSİ

Türkiye; Dünya yüzeyinde, fay kırıklarının en çok olduğu ülkelerden biridir. Ne var ki Anadolu deprem üreten değil, depreme maruz kalan bir ülkedir. Ülkemiz; Himalayalar dan gelen parçalı tektonik plakalar ile çoklu kırık fay hattı etkisindedir.  Deprem fay hattı çizelgesini gösteren haritalara baktığımızda Anadolu’nun Üç yönden tehdit altında olduğunu görürüz.

1. Kuzey Anadolu Tektonik Fay Hattı. Buna göre Ülkemizi tehdit eden ana etken Himalaya-İran ülkesinden geliyor. (Bilimsel açıklama) Bingöl Karlıova merkezli tektonik fay hattı çatal yapıp ikiye ayrılan ana etken Kara Denize paralel batıya ilerliyor. Yalova şehrimizden Marmara Denizine batıp Avrupa’ya geçmektedir.

Türkiyede depremin oluş nedeni konusunda Türkiyeyi en fazla etkileyen Himalaya Tektonik Plakası, Arabistan Yarım adası ve güneyden kuzeye doğru baskı yapan Afrika kıtasıdır.

2. derecede etkili tektonik plakamız. Bingöl şehrimizden Adana- Hatay şehrimize doğru çatal yaparak uzanmaktadır. Bu kol hem Akdeniz tabanına hem Suriye, Lübnan, Ürdün, İsrail, Arabistan yarım adası ile bağlantılı olup Türkiyeyi  iki yönden etkilenmektedir. Özellikle Marmara ve Ege bölgemizde olan parçalı fay kırık hatları ise, bu iki tektonik plakanın işini kolaylaştırmaktadır.

A. En Tehlikeli Bölge; Hindistan üzerinden gelen Ana tektonik plaka  Erzincan bölgesinde çatal yapmakta. Bu şekilden dolayı Türkiyenin batısına ve güneyine yönelik açılıp kapanan bir makas durumu var diye biliriz. Merkez olarak buranın doğuda bulunması mucibince ilk olarak önce Himalaya, devamında Arabistan yarımadası yönlü baskı altındadır.

B. Tehlikeli bölge: Erzincan-Van-Hakkari üçgenli olan bölgemiz. Ayrıca bu bölgemiz, İran Irak merkezli Zağros Dağlarının arasında sıkışıyor.

C. Tehlikeli bölge: Kuzey Anadolu-Marmara tektonik fay hattı bölgesinin güneyinde kalan Çanakkale-Muğla-Adana üçgeni. Bu arada Ege Denizi kıyı kesiminden Denizli-Afyon-Kütahya bölgemize ulaşan çoklu fay hattına sahip depremsel bölgemiz var.

27 Ekim 2019 tarihli bir Hürriyet gazetesi sayfasından- Türkiyede deprem konulu bir konferansa katılan Japon deprem uzmanı ve inşaat mühendisi olan kişi.

{- Türkiyede birbirinden ayrı hareket eden 6 tane deprem fay plakası var. Bu plakalar ilk hareketi Himalaya’ lardan alıyor. Nepal ⇒ Gürcistan üzerinden bu 6 plaka tetikleniyor. Bu etki Kuzey Anadolu Tektonik plakası üzerinden ⇒ Ege Denizi dip Fay hattı ile birleşiyor.  Yunanistan üzerinden Italya ve Ispanya’ya kadar gitmektedir.

Yine Ekim 2024 tarihinde Japon deprem uzmanı Yoshinori Mariwaki: Endenozya’dan başlayan fay hattının Çin Hindistan ve İran üzerinden Türkiyeye ulaştığını kaydetti. Türkiyede deprem riskinin en az olduğu ilin Kırklareli, en tehlikeli ilin ise Istanbul olduğunu söyledi.  Kaynak: Sputnik

Türkiye; Dünyada olası deprem sıralamasında ise 6. sırada. Ölümlü sonuç sıralamasında ise 3. derecede en fazla ölümlerin olduğu deprem kuşağı ve Ülkesidir. Japonya’da 7 şiddetinde deprem oluyor kimse ölmüyor ken! Türkiye’de 5 şiddetinde deprem oluyor. (Örneğin 100 kişi ölüyor!).  Deprem şiddetinin 1 artması (5 ten 6 olması) sonuç olarak deprem etkisini (kimine göre 10 kat) 32 kat fazla artırmaktadır. —-</p&gt;</p>}

Deprem sonrası yeryüzündeki toprak şekillerinde çukur veya yükselti değişiminin görülmesi için depremin en az 6,5 ve üzeri şiddetinde olması gerekmektedir. Livescience.com

Depremin Oluş Nedeni ve Türkiye örneği 5 Şubat 2023 pz/pzt gecesi olan depremdir. Saat 04.¹⁷ de 7.8 şiddetinde olan Kahramanmaraş depremi‘nden 10 saat sonra olan ikinci bir 7.7 şiddeti deprem oluyor. Ve dolayısı ile Anadolu ülke karasının GB yönünde Ege-Ak Deniz istikametinde 3-7 mt kaydığı, Bilim çevresince söylenmektedir. Haliyle Bu kayma depremin gücünü göstermektedir.

Ne var ki Bu iki deprem, şehirlerimizde farklı görüntülere sebep oldu. Hatay hava alanı pisti örneğinde olduğu gibi arazi yükseldi ve uzadı. Bu durum Ne yazık ki Hatay’ın İki yönlü sıkışmaya maruz kaldığının görüntüsüdür.

G.antep’in sadece bir bölgesinde oluşan deprem sonunda çukur oluşmuş. 200 mt genişlinde, 30 mt derinlikte ve yüzlerce metre uzunlukta Rift Vadisi türü çukur kanallar ortaya çıkmış. Burada ise çökme ve ayrışma meydana gelmiş. Buna göre Gaziantep bölgesinde oluşan çukur bence Anadolu karasının 3 mt kaymış olmasının göstergesidir.!

Rift Vadisi benzetmesi yapmışlığım nedeni Gaziantep’te oluşan çöküntü nedeni iledir. Peki! Çöküntünün altındaki toprak nereye gitti? Buna göre Güneşi gören toprak çökerken, onun altındaki toprak, kürenin boş (lav havuzu gibi) yerlerini doldurmakta veya direk magma tabakasına geçmektedir.  Aralık 2010 -2023  Mecit ALBAYRAK

BEN MECİT ALBAYRAK.

BEN MECİT ALBAYRAK

 

   Temmuz 2024. Ben Mecit Albayrak. Bazen sayfama Mecit Albayrak kim diye sorular gelirdi. Nerede ise bedavaya verilen Seydişehir Eti Alüminyum fabrikasından  özelleştirildiği zaman emekli oldum. 1990 yıllarından beri arıcılık yapmak isterdim. Çalışma şartlarından  dolayı nasip olmadı.

2008 yılında halk Eğitim kurslarına katıldım. 2010 yılından itibaren arıcılığa başladım. Sayfa başlığımda belirttiğim gibi, bildiklerimi başkaları ile paylaşmaktan zevk alan birisiyim. Yaptıklarımı değil, söylediklerimi yapın. Çünkü arada bir öğrenmek denemek için, farklı işler yaparım.

Buna göre İlk yıllarımda arılı çitayı elime alır 30 dak. incelerdim. Çünkü Amacım çita üzerinde olan arıların neler yaptığını görmek incelemek. Böylece Bir şeyler öğrenmek. Bu durumumu gören yada duyan arıcı arkadaşlarım bana kızardı. Öyle ki ben hala aynı çitayı incelerken uzaktaki arkadaşım 3 kovanı kontrol etmiş olurdu.

Stajyer arıcı olarak Öğretmen emeklisi bir abinin yanında altı ay bulundum. Mecbur değildim ama onlara yardım ederken yaptıklarını görüyordum. Bu arıcı üstelik öğretmen. Üç kere art arta soru sorduğumda çok soruyorsun derdi. Diğer arıcı yarı cahil idi ama öğretmenin söylemediği bazı bilgileri bu rahmetli olan abimiz söylerdi. Yada söylemesi için öğretmeni yönlendirirdi.

Bu cahil arıcı abi bir gün bana dedi ki, Arı nazarı götürmez. Göze söze gelmez. Ben bir Ayetel Kursi alıp geleceğim. Bunları kovanlara yerleştir demişti. Sonrası getirdi. İki kovanın üst kapak içlerine bunları raptiyeledim. Ama  yukarıda yazdığım gibi ben bilgimi başkaları ile paylaşmaktan zevk alırım. Bana arıcı sormadan ben ona bildiğim arı konusunu anlatırım. 

On beş senedir arıcılık yaparım. Bu sayfalardan binlerce kişiye bilgi aktarıyorum. Bana; Kovanı çok karıştırıyorsun diyen 30 yıllık arıcıdan daha fazlası ile arı hakkında bilgim var. Lakin bu güne kadar dolu dolu 10 kovanım olmadı. Takdir sizlerden. Lütuf rahmet Allahtan.

Amacım, başkalarına faydalı olmak..  Allahın Selam ve selameti ile. 08.2024

BABAM LAZOĞLU ŞÜKRÜ USTA.

BABAM LAZ OĞLU ŞÜKRÜ ve SEYDİŞEHİR.

     Temmuz 2024.  Babam Lazoğlu Şükrü Usta aslında 1923 Gürcistan Devleti, Batum şehri doğumludur. Büyük babamın iş yeri buradadır.

Babası ve büyük babam; Azerbaycan Devleti Şeki ili, İnce Zunut köyüne kayıtlı Yusuf oğlu, Mecit YUSUFZADE ( 1885 – 1926 ).  Annesi ise, Türkiye Cumhuriyeti Artvin ili Hopa ilçesi Ebuislah köyünden Ayşe …  (Türkiye 1901 Azerbaycan  Bakü 1987).

Üç yaşına kadar babası Mecit, annesi Ayşe ve ablası Fatma (1922 – 2004) ile beraber Batum’da büyümüş. Bu arada küçük kardeşi Hamdi’nin (22 Mart 1926 – Ağustos 2013 ) doğar.  Bu yüzden Annesi, o zamanlarda yanına gelmiş olan kız kardeşleri veya  annesine: Hamdi olunca Şükrü ile fazla ilgilenemiyorum. Siz memlekete giderken Şükrü’yü yanınızda götürün, biraz yanınızda kalsın, diyor. (1926).

Diğer taraftan dedem Mecit,  Batum ve Artvin çevresinde hatırı sayılır bir esnaf ve işverendir. O günün şartlarında Deri işleme atölyesi-Debbağ olan dedemin hatırı sayılır maddi gücü olmuş. İleri ki zamanlarda Seydişehire gelen Baba Annem halam, amcam ve  babamın dayısı ve akrabaları tarafından anlatılmıştır.

Büyük babam Mecit Yusufzade 1926 yılı içinde maddi durumundan dolayı yanında çalıştırdığı işçileri tarafından öldürülür. Bu sürelerde Babam Şükrü Hopa’dadır. Cesedi, iş yeri yakınında ki bir kayanın altında 17 Ağustos 1927 yılında bulunur. Büyük babam öldürüldüğünde Babaannem, 3 çocuk annesi ve 25 yaşındadır. Babaannem, 1928 yılında tekrar evlenmek zorunda kalır.

Bu evliliğinden altı çocuğu olur. Ama başta kocası olmak üzere hepsi, kendisinden önce ölürler. Eşi Hamit, çocukları Kemal, Cemal, Lütfiye, Mehmet, İsmet, Semaye.  Lakin Halam Fatma ve amcam Hamdi 1932 1938 yılları içerisinde yetimhanede kalırlar. Sonrasında Halam 1944 yılında Savcı olmuş, Amcam ise askeri bandoya girmiştir.

1928 yılına kadar Batum ve Artvin de olan insanlar, komşuya gider gibi bu yerlere karşılıklı gidip gelirler. Bu tarihten sonra bir gece yarısı Türkiye ve S.S.C.B. arasında imzalanmış olan sınırların kabul ve kapatılması  antlaşması  gereği, karşılıklı geçme yasağı konur ve sınırlar kapatılır.

Bu sınır ise,  o zaman ki Sarp köyü ve günümüzde ki sınır kapısıdır. O anda Türkiye’de olan babam ailesinden ayrı düşer. Annesi ve iki kardeşi, Batum’da kalır.  Öyle ki bu köyün orta kısmında bulunan dere yatağı, iki ülke sınırı olup, köyü ikiye bölmüş.

Türkiye’de 3 yaşından itibaren akrabalarının,  özellikle  9 kız kardeşin tek erkek kardeşleri olan ‘Onbaşı’  lakaplı dayısı Ömer Albayrak himayesinde olan babama, dayısının soyadını -vermişler. Geçmişi hakkında pek fazla konuşmayan babam, zaman zaman bazı anılarını annemize ve bizlere anlatır idi. Ayrıca babamın ana lisanı, Lazca idi.

Ne var ki çocukluğunda yemek sofrasından – Sen yemeyeceksin, diye  kaldırılıp, ıslattığı yatak ve dayak korkusundan dolayı erkenden kaçan, ağaçlardan düşüp karda delik açan portakalları buradan alıp yediğini anlatırdı.

1930′lu yılların şartlarında ilk öğretim 3 yıl imiş. Okuma ve yazmaya aşırı ilgisi olan babam, akranları okula giderken  okula gidememiş. Lakin azmi sayesinde, arkadaşlarının yanında onların kağıt ve kalemleri ile okuma  yazmayı öğrenmiş. Hatta öyle ki, bir süre sonra okulda okumadığı halde, okula  giden arkadaşları ile imtihana sokulmuş ve  imtihanı kazanmış.

Gençlik çağlarında Zonguldak’ta iş yerleri olan teyzesinin oğlu Asım Özbostancı’nın yanına gider. Burada tamir bakım imalat üzerinde çalışıp, meslek sahibi olmuş. Sonrasında Askerliğine kadar Zonguldak Maden ocaklarında tamirci olarak çalışmış.

Bu iş yerlerinde zaman zaman işçi  sağlığı açısından işçilere iğne yapılırmış. Babam, iğneden korktuğu içinde hep kaçarmış. Babam, bana 31 sene babalık yapmıştır. Babamın, son ölümcül hastalığına kadar, hastahane veya doktora gittiğini bilmem ve duymadım.

Babam Lazoğlu Şükrü Usta’nın Askerlik Yılları:

Erkek milletinin en büyük anısı, ‘askerlik yıllarıdır’. Özellikle bizlere anlattığı anıları askerlik yıllarına ait. Buna göre Askerliğine İstanbul Selimiye Kışlasında  başlamış. Sanatkar  olması nedeni ile ordunun tamir bakımına alınır. Sonrasında Becerikliliği fark edilince, komutanı yanına çağırtıyor.  Komutanlığa ait olan kasanın anahtarı kayıp oldu. Kasayı açabilir misin? diyor. Hemen işe başlıyor ve sonuç olarak kasayı açıyor. Sene, 1945 ve sonrası. Ne yazık ki Dünyada savaş var.

Bir süre sonra, uzun süreli arazi tatbikatı için, askerin bir bölümü ile beraber Samandıra tarafına gidiyorlar. Tatbikatın bir gününde, yemekhane çavuşluğu görev sırası kendine veriliyor. Daha öncelerinde bir erat çavuş ile, ufak bir sorunları olmuş. Yemekhane çavuşluğu anında arası açık olan çavuş yemekhaneye gelip herkes den önce yemek istemiş. Ama buradaki görevliye verilen talimat ise, dış görev haricinde kim olursa osun, yemek verilmeyecek. Bu nedenle yemeği vermemiş ve bu çavuş ile münakaşa etmiş.

Ertesi gün bu çavuş, yemekhane sorumlusu oluyor. Akşam vakti babam nöbete gideceği için, erkenden yemek yemeye, yemekhaneye geliyor. Durumunu izah edip çavuştan yemek istiyor. Çavuş, yemeği vermiyor. Verirdin vermezdin kavga dövüşe dönüyor. Araya olaya tanık olan  askerler giriyor. Bu sırada ast subay komutan geliyor. Olayı bilmeyen komutan,  kavgayı çıkartan kişi olarak babamı düşündüğü için, sille tokat vurmaya  başlıyor. Ona göre çavuş haklı, babam suçlu!

Dayağı yemekte olan babam: Komutanım durum şu, dese de iyicene kızan komutan, babamı dögmeye devam eder. Dayaktan iyicene bunalan babam, bir şekilde kasatura yı eline geçiriyor ve komutanının üzerine yürüyor. Bu sefer komutan önde, babam arkasında eğitim karargah çadırlarının  çevresini dönmeye başlıyorlar. Zorla babamı yakalayıp, komutanı kurtarıyorlar. Durumu öğrenen komutanı babamdan ‘ ÖZÜR’ dilemiş, ama ne fayda! Urfa Birecik’e sürgün gidiyor.

Babam Lazoğlu Şükrü Usta’nın Sürgün ve Seydişehir öncesi:

Urfa Birecik’te bulunduğu askeriyenin bütün teknik işlerini yapmak haliyle  babamın görevi. Birliğin işlerini imkanları nispetinde askeriye içinde  yapar. Burada olamayacak işleri de,  Birecik içerisindeki sivillere ait demirci atölyesinde yapmaya başlar. Askerliği süresi içinde, bu işleri yaparken haliyle sivillerle de  irtibat kuruyor, kurmak zorunda.

Bu bölgede adı sanı duyulan bir ‘AĞA’ nında ufak tefek işlerinide yapar. Ağa, babamdan hoşnut olduğu için kendisine bir öneri yapıyor. Şükrü, burada kal. Benim traktöre, makinalara bakarsın, kızımıda sana veririm, demiş. Babam, teklifi kabul etmiyor. Konya Aksaray Obruk bölgesine çalışmaya geliyor. Sene 1948.

Bu bölgede yine traktör, biçerdöğer  ve diğer makinaların tamir bakımı ile meşgul olur. Konya Seydişehir Orta Karaviran‘lı namı değer Çakal oğlu Mehmet (yada asker arkadaşı) ile istişarede bulunur. Böylece Babam Lazoğlu Şükrü Usta ile Çakal oğlu Mehmet’in önerisi ile Seydişehir hayatı başlıyor. Çakal oğlu Mehmet babama:  Lazoğlu, sermayesi benden, çalıştırması senden. Benimle Orta Karaviran köyüne gelir misin?, diyerek teklifte bulunur.  12.2011

İkinci bölüm :Babam Lazoğlu Şükrü Usta ve Seydişehir.   Mecit Albayrak

 

ARI HASTALIKLARININ BASİT TEDAVİLERİ

Arı Hastalıklarının önlenmesi bakımından uçuş deliklerine teneke koymak bile bir tedavi şeklidir.

 

  Temmuz 2024.  Arı Hastalıklarının Basit Tedavileri:. Her daim arılığınızda oluşan hastalıkların tedavisinde bilmeniz gereken basit bilgilerdir. Bu sebeple aşağıda belirttiğim arı hastalıkları ve tedavisi, tecrübem ve bilimsel açıklamalar doğrultusundadır.

Kireç Hastalığı Ve Adi Yavru Çürüklüğü:. Arı Hastalıklarının Basit Tedavileri içinde tedavisi en basit olan arı hastalığıdır. Her iki hastalık, aynı sebepten dolayı oluşur. Özellikle kışın olur. Haliyle son  ve ilk bahar mevsiminde soğuk esen rüzğar zamanlarında devam eder. Kovan içine giren sert soğuk havalarda arı üşür. Arı ısınma maksadı ile peteklerin üst ortasında birikip yumak olurlar. Bu hastalık petek gözlerinde olan taze  larvaların beyaz taş kireç şekline gelmesi ile bilinir.

Adi Yavru Çürüklüğü:. ise bu sefer çıkmak üzere olan arılar üşür ölür ve dışarıya atılır. Her iki hastalığın Tedavisi ise Üzerinde arı gezinmeyen petekleri dışarıya alın. Her iki tarafa strafor ve benzeri cisimleri petek büyüklüğünde kesip sağlı sollu sıkıca koyunuz. Bu hastalıkların en basit tedavisi benden. Uçuş tahtası büyüklüğü ve genişliğinde teneke kesip tam ortalayacak şekilde buraya asınız. Böylece sert rüzğarın direk etkisini ortadan kaldırmış olursunuz.

Nosema:, Özellikle kışın sert ve daimi esen rüzğarlardan dolayı yumak yapan arılarda olur. Bu yüzden dışarı çıkamayan arılar defi hacet yapamazlar. Bu durum ise arılarda bağırsak sorunlarını ortaya çıkarır. Nedenleri olarak kovan içindeki nem ve bozuk beslenmeye dayanır. Kakası özellikle kovan üzerinde yuvarlak, ishal şeklinde görünür. Ayrıca diğer bir belirtisi ise arı fazla uçamaz. Büyük kanatların altında ki küçük kanatların, bitişik olması gerekir. Bu hastalıktan dolayı kanatlar ayrık ve aşağıya doğru sarkık görünürler. İleri hallerde arının ölümüne neden olan, arıların orta bağırsağında gelişen bir parazit hastalığıdır. Nosema hastalığı nedenleri ancak laboratuvar ortamında tespit edilir. 

Ana arı petek üzerinde gezinemez kovan dibine düşer. Ana arı ishal değil, kabız olur.  Koloni ve arı huzursuz, saldırgan olup, koloni düzgün gelişmez ve ölüm oranları yüksektir. Petekler, kovan içi ve dış yüzeylerinde toplu halinde ishal pislikleri görülür. Ek olarak, bu hastalığa yakalanan arı uçamaz. Kovan önlerinde sürünür, felç olup, C biçimi  kıvrılmış ve kanatları açık yayılmış olarak ölür. 

Nosema ve varroa için Arı Hastalıklarının Basit Tedavileri olarak timol esanslı  kekik yağı verilmelidir. 5 lt Şerbet içine 1 mg kadar kekik yağını çekip karıştırın. Aktar ve eczanelere bakınız. En iyisi pazarlarda ‘koku’ satan gezginlerde olur. Yalnız bu şerbeti 3 er gün ara ile, 7 sefer vermelisiniz.

Nosemanın doğal tedavisi  nane papatya fesleğen çıngırak veya civan perçemi. Bu otların birini kaynatıp suyunu şeker ile karıştırıp verebilirsiniz. Bu arada kovanları çamaşır sodası veya pürümüz ile temizleyin. Petekleri imha edin. Veya; Arılar protofil (ot çayı) veya fumidil B antibiyotik verilerek tedavi edilir. Protofil, 1 lt şurup içine 17 ml olarak veriniz.

Amerikan Yavru Çürüklüğü  hastalıkları AYÇ :. Bilimsel sayfalarda yaptığım araştırmaya göre bu hastalık Dünyada en yaygın tehlikeli arı hastalıklarının başında geliyor. Yaz kış mevsiminde kovanda açlık çeken işçi arılarda oluyor. Nosema gibi ama nosema olmayan arının sindirim sisteminde oluşan bir bakteriden kaynaklandığı belirtilmektedir.

2017 Apimondia– Bu konuda açıklama yapan kişiye hastalığın nedenini sordum. Arının topraktan aldığı bir bakteriden dolayı, demişti! İki açıklamayı birleştirdiğimizde? Aynı yere varıyoruz. Açlık çeken arı dışarı çıktığında toprakta yiyecek aramasına başlıyor ve yememesi gereken yiyeceğe gidiyor. Ne yazık ki bakteriyi kapıyor. AYÇ konusu için; AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ HASTALIĞI başlıklı yazıma bakınız.

Kovanları devamlı ıslak olan su sızan ve su akan toprak üzerine koymamaya dikkat ediniz. Çünkü bataklık durumunda olan bu yerde her türlü bakteri yaşar. Arılarınıza bulaşır, eliniz ve malzemeleriniz vasıtası ile de kovana taşırsınız. Diyeceksiniz ki; arının kendisi gitmez mi? gider ama siz tedbirinizi alın.

Eldiven ve malzemelerinizi temizlemek için:. Biraz alevleyeceğiniz körükten çıkan alev üzerinde eliniz eldiveniniz ve malzemelerinizi gezdirir iseniz dezenfektan yapmış olursunuz.

Bu arada bir düşüncemi de sizlerle paylaşmak isterim. Arıları kontrol ederken çitaların ve kovanın içinde olan propolisi sıyırıp, istersek alıyoruz veya atıyoruz. Şayet propolisi ihtiyacınız için almayacaksanız, sıyırdığınız propolisi gelişi güzel atmayınız. Temiz bir taş, ağaç, dal veya başka bir yere sıyırınız. Arı, sıyırdığınız propolisi tekrar toplamak için uzaklara gitmesin. 06.2013

ARI VE ARICILIK HEVESİM

 

Temmuz 2024. Arı Ve Arıcılık Hevesim yıllardır vardı. 1980 yılı sonrasında TRT 3 tv kanalında arıcılık programı çıktığında zevkle izlerdim.  Yıllardır arıcılık yapmak isterdim. 1987 yılında Alüminyum fabrikasında çalışırken, arıcılık kursuna gitmek istedim. Lakin, kurs yeri ve saatleri uygun olmadığı için, gidemedim.

Emekli olduktan sonra bir ara 2 dönem apartmanımızda yöneticilik yaptım. Yaptığım araştırma sonrası Halk Eğitimde akşamları arıcılık kursu açılacakmış. Gündüzleri bilgisayar kursu. İkisine de yazıldım. Arı Ve Arıcılık Hevesim burada canlanmaya başladı. Genel kurulda apartman için çalıştırdığım kişi haklı, ben haksız oldum. Tekrar seçtiler ama hala ve hala çalıştırdığım kişiyi savunmaya devam etmeleri üzerine, yönetimi bıraktım.

Sonrasında arıcılık sezonu bitmek üzere olduğundan, hemen arıcılığa başlayamadım. Daha sonrası 2010 yılı Nisan ayı içi idi. Kurs hocamın vasıtasıyla  öğretmenlikten emekli bir arıcı ile temas kurdum. Başlangıç olarak iki arılı kovan alma konusunda anlaştık. Yalnız arılar kışlık  yerleri olan Antalya’dan geleceklerdi.

Daha sonra 22 Nisan 2010 cuma gecesi bir kamyon dolusu kovan geldi. Böylece Saat 02.00 de indirmeye başladık. Beş gün sonrası ustam olacak kişinin önerileri ile iki adet kovanı seçtik. Ustamın yanında bir ortağı var. Esas yönetim öğretmende.

Böylece onların yanında bazen sorarak, bazende yaptıklarını gözetleyerek bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Mayıs ayı içinde bir hazır ana alarak, 2 kovandan 3. kovan çıkarttık. Bu sene çiçek bakımından kısır bir dönem olduğu konuşuldu. Geçen sene oğul çok almışlar.  Bu sene ustalarımın yaklaşık 110 kovanından sanırım 10 tane oğul aldılar.

Kısaca her işin kendine göre bir zahmeti var. Haliyle ağır bir işi olmasa da, kovanların yanına gidip gelmek bile bir iş. Bu sebeple günlük 34 km yol alıyordum. Bunu şikayet yönünden yazmıyorum. Bulunduğumuz yer tepelerin ve dağların yanında olması, bana apayrı bir haz veriyordu. Sonrası buralarda sarardı kaldı. Ama bu işi zevk ala ala yapıyordum vede hoşnut idim.

İyisi kötüsüyle 5 ay 10 günlük acemilik 25 Ekim 2010 cmt akşamı bitti. Saat 16 – 17 arası rüzğar ve gök gürültüsü ile yağmur başladı. Bu yüzden hafifçe ıslanmıştık. bir güz yağmuru seronomisini yaşadık. Neden sonra yağmur dindi. Bu sefer ustalarla beraber daha önce indirdiğimiz kovanları daha kalabalık bir şekilde kamyona yükledik. Lakin yüklemenin sonuna doğru yağmur tekrar başladı.

Başkaları ile konuşurken, – Benim 2.5 kovanım var, diyordum. İlk iki kovanıma ilave koymuşken, çoğalttığımız kovan sadece damızlık olarak kalmıştı. Bu nedenle böyle konuşuyordum.

Ustalar tekrar Antalya yolunu tuttular. Daha sonra bende komşumun bağına doğru hareket ettim. Arı ve arıcılık hevesim burada yaşamaya devam edecekti. Haliyle arıcık tecrübem yoktu. Kendi başıma yol yordam bilmiyordum. Daha önceden kovanlarımı nereye koyabilirim! diye düşünmeye kalmıştım. Öyle ya sadece benim isteklerim değil, başkaları ne diyecek, buda önemli idi. Ama düşündüğüm kadar değilmiş. Sağ olsun komşum Hasan Gürcan abi- Şimdilik kardeşimin bahçesine koyalım sonrasını hallederiz deyince rahatladım.

Sonuç olarak Bağ Arası mevki her yeri sebze bahçeleri dere tepe yeşillik olan bir yer. Şimdi nerede ise ‘bir karış’ yeşil tepeleri zor bulunan yer oldu. Her yeri beton evler kapladı. Sadece yağmur mevsiminde yeşillikler arasında bir bölgemiz. Ve dolayısı ile betona direnen  bazı vatandaşların sayesinde kısmen yeşillikli.

Haliyle kovanlarımı koyduğum yer ‘hala ben varım’ diye bilen bir yeşil bölge. Yakınında  yazın yok olma durumuna gelen devamlı akan bir su kanalı mevcut. Ertesi gün arılarımın hatırını sormaya yanlarına gittim. Hepsi canlı ve eskisine göre daha hareketli idiler.

04.10.2010 pzt günü, kovanlarımın iki tanesini açtım. Nakliye sonunda bir hasar olup olmadığını görmek istedim. Üzerinde ilave olanın birini açtım, hasar yok. Ana verdiğimiz 3. kovanı açtım. Kovanı açtım ne göreyim; ilaveli kovanda arısız boş yer görünmezken, bunda arılar üst üste binmişler. 9,5 çıta bal ve arı dolu. İkisini alıp, taze çıta koydum. Bu sebepten dolayı etraf arı kaynadı. İyi ki etrafta kimseler yoktu. Çorabımın üstünden ve 4 yerimi soktular bile. Şu an saat gece yarısını geçti. Hala sokulan yerlerim sızlıyor. Sızlıyor ama; Bacaklarımda sinirsel bir durum var, acaba faydası olur’mu?

Bütün arıcılık konulu yazılarımda bir örnek verirdim. Her şeyi tam ve full olan 10 çitalık arınız Mart ayında 8 çitaya düşecek. Dediğim örnekleme noktası burası.

Şimdi kovanlarıma  istediğim zaman, tabii ki gerektiğinde istediğim şekilde bakıyorum. Sağını solunu inceliyor  ve bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum. (haklı-haksız) Şunu yap, şunu yapma diyende yok. Zevkim iki katına çıktı. Ölseler Şahlansalar sonuçta benim arım. Ayı’ya sormuşlar: Ensen neden kalın? Kendi işimi kendim görürüm demiş.

Ustaların yanında onlar için çalışma mecburiyetim yoktu. Yinede Hem yardım edeyim, hem bir şeyler öğreneyim, diye 110 kovan benim miş gibi çalıştım. Hal böyle iken, esas usta öğretmen arıcı, 2 sorumdan sonra- Çok soruyorsun, derdi. Bence Siyasi görüşümden dolayı Öğretmen usta arıcının  bildiklerini bana aktarma isteği az idi. Kovan bakım devamında sıra benim kovanlara gelindiğinde -lütfeder gibi- Şunlara da bir bakalım, derdi. Zoruma giderdi.

Ben ise bildiğim bir bilgiyi başkalarına vermek için ayaklarına gidiyorum. ( Belli değil mi? 2024) 2011 yılı başında, kendi adımla bu sayfayı açtım. Böylece bildiklerimi siz dahil, herkesle paylaşıyorum.

İyiki Arılar verileni inkar eden insan değil, bir  böcek. Ah Birde Nazar olmasa! İnancıma göre benim belimi büken nazar. İyi bakarsam, inkar etmeyip hepsi büyüyecek. Ama. Allah nazardan saklarsa. Nazar değerse, arı ilerlemez. Derler. Nitekim Öylede bilinir. Sene 2024. O zamanlardan bu yana gögsümü gere gere 300 kovanım var diyemedim. Sonuç olarak dolu dolu 10 kovanım bile olmadı. 2024 Mayısında gelen bir oğul ile bir kovanım oldu.

Bildiğim gördüğüm hiç bir şeyi ve bilgiyi kimseden sakınmadım. Öyle ki, ben sorduğuma cevap alamazken ben başkalarına onlar sormadan söyledim, anlattım. Sonuç olarak 14 senedir yerimde sayıyorum. Neden? Siz söyleyin. Bu arada bana arıcılık dersini veren diğer rahmetli usta Kazım Arıcı:. – Göz Nazarı arıyı öldürür derdi. Bu inanç ile Nazar duası kopyasını getirmişti. İlk iki kovanımın kapak altında bu duaları raptiyeledim.

Evet. Ben Mecit ALBAYRAK. Arı Ve Arıcılık Hevesim her daim var. Lakin bir türlü istenilen uygun kovan sayımı bir türlü tutturamadım. Allahın izni ile karşılıklı fikirlerimizi paylaştığımız arılı ballı nice yıllarda görüşe bilmek  niyazımla. Kalın sağlıcakla.  10.2010    Mecit   ALBAYRAK

DÜNYA ÜZERİNDE SICAKLIK ve SOĞUKLAR.

DÜNYA ÜZERİNDE SICAKLIK ve SOĞUKLAR.

     Temmuz 2024.  Dünya Üzerinde Sıcaklık ve Soğuklar &lt;/strong> kimi zaman anlık kimi zamanda yıllara tekabül eden tespitlere dayanır. O ülke veya bölgenin 12 ay 365 gün ve geriye dönük 10 yılı baz alınır. Buna göre Sıcak soğuk yağmur vb kayıt rakamlarının ortalaması o bölgenin gerçek sonuçlarını verir.

Dünya meteoroloji standartlarına göre ISI Derecesinin En doğru yerleşimi ile ölçüm yapmak için.

Ölçüm yapacak cihaz yerden 1,2 ile 2 m arası yukarıda olmalı. Duvar dibi ağaç yanı olmayacak. Çerçeveli gözenekli bir kutu içinde gölgelendirilmiş güneş ışınlarını dolaylı gören,  açık  bir alan içinde ölçüm yapılmalıdır.  Kaynak: NASA-BBC

TÜRKİYE’DE İKLİM ÇEŞİTLİLİĞİ VE ETKİLERİ

Türkiye’nin en soğuk ve sıcak olan şehirleri. 1993 yılı Ağustos ayında Mardin Kocatepe + 48.8 C’ dir.  En soğuk yer ise. 1990 yılı Ocak ayına ait 44.4 C’ ile Van Çaldıran bölgemizdir. Kaynak: BBC

&lt;/p&gt; <p&gt;Dünya</strong> Üzerinde </strong>Sıcaklık ve Soğukların  tespiti hakkında küçük bir örnek. Hava durumlarını,  günlük olarak televizyon gazete ve cep telefonlarından takip eder,  okuruz. 26 Haziran 2012 TRT televizyonu Elazığ şehrimizin sıcaklığının 41 Antalya’nın 38 C’ olduğunu söyledi. Yazımın başında belirttiğim gibi günlük hava durumu, o bölgenin gerçek iklim, hava durumunu göstermez. 

13 Aralık 2016 16 Ocak 2017 arası aralıklı olarak Seydişehir merkezine 250 cm kar yağdı. Tespit edilen en soğuk ise; – 27 C’

Seydişehir 2022 yılı Ocak ayı ortasında Türkiye’nin – 27 C’ ile en soğuk ikinci şehri oldu. Mart ayında tüm Türkiye sathında  olduğu gibi etkisi olmasa da 40 cm varan kar yağışları oldu.  

Dünya Üzerinde Sıcaklık ve Soğuklar &lt;/s&lt;/strong>trong> konusunda uzman kişiler: Türkiye’de ani hava değişikliği ile aşırı yağışlar görülmeye başlanacak. Bundan böyle Türkiye’de tropikal iklim değişiklikleri olacak dendiğini vurgulamış olayım. Seydişehir, yaşadığım yer olarak sadece bir örnektir. 

Meteorolojik kayıtlara göre yaz mevsiminde bile Türkiye’nin Batıdan Doğuya doğru sıcaklık farkı + 28’den  + 15 C’ ye doğru düşüklüğü belirtilmektedir. Kış  ortalamasını ele alırsak! Yukarıdaki rakamları 10’nar C’ düşünmemiz lazım. 

BİR BÖLGENİN İKLİMİNİ ETKİLEYEN UNSURLAR:

Rakım, iklimi etkileyen bir unsurdur. O bölgenin dünya üzerinde bulunduğu yer, rakımı dört yanını kuşatan dağlar; Dağların yerleşim yerlerine  olan yakınlık ve uzaklıkları gölet ve barajların az – çok olması dahi bir etkendir.

Ak Deniz bölgesinde iklim: Geçmiş yıllardaki  Ağustos ayı ortalamasına göre en sıcak şehirlerimiz. 1. Adana, 2. Mersin  3. Antalya. Bu şehirlerimiz arasındaki sıcaklık farkları 0.1- 0. 9 arası birbirine yakındır. Bu üç şehrimizin kışın en soğuk ortalaması + 5 / 15 C’ arasındadır.  Üç ilin geçmiş yıllardan beri Ağustos ayı sıcaklık ortalamaları + 22 /45 C’ arasında değişmektedir. Rakım olarak  Mersin 9 m, Adana  26 m.  Antalya 46 m.  Ak Deniz bölgesinin ortalama rakımı ise, 389 m dir.</p>

Dünya Üzerinde Sıcaklık ve Soğuklar &lt;/strong&gt; konusunda dağların etkisini gösteren bir örnek bence Alanya ve Manavgat’tır. Bu İlçelerimiz Akdeniz kıyısı ‘dibinde’ olmasına rağmen sırtını dağa yaslayan Alanya daha sıcaktır. Böylece kuzeyin soğukların dan korunuyor. 

Güneydoğu Anadolu  doğuda ve karasal olmasına rağmen yaz mevsiminde sıcaklık ortalamaları + 26 C’. Güney Doğu Anadolu bölgemizin sıcaklık yönünden Ak Deniz bölgesi ile yarışmasının iki önemli nedeni var.

1 – Toros Dağları. Güney Doğu Anadolu ile Doğu Anadolu bölgemiz arasında doğal bir sınır vazifesini görmektedir. Bu dağ uzantısı Doğu bölgemizin soğuklarını kesmektedir. 

2 –  G. Doğu Anadolu Bölgemiz 729 mt yükseklik ortalamasına sahip.  Karasal iç bölgede olmasına rağmen Ak Denizin sıcak havasını almaktadır.  Suriye ile arasında dağ yok. Orta Doğu ve Arabistan ülkelerinden gelen sıcak kuru kum ve çöl rüzğarlarının etkisiyle sıcaklıkları yüksektir. Güney Doğu bölgemiz sıcaklık konusunda Akdeniz iklimi ile, 0,1-0,9 C’ farkları arası yarışmaktadır.

Serik Gebiz 2020 yılı mayıs ortasında sıcaklık gölgede + 49 C’ oldu. 

Doğu Anadolu bölgemizin iklimi. Dört mevsimden oluşan en soğuk en sıcak aylarının  ortalaması + 15 C’ tekabül etmektedir. Bu bölgemizin rakım ortalaması: 1403 m dir. Kafkas Dağları Kuzey Kuzeydoğu yönünden esen poyraz kuru ayaz Sibirya  rüzgarları bölgemizin soğuk olmasına sebep olmaktadır. Her yöne bakan ve uzun olmayan parçalı dağ gurupları ile doludur.

Eski İnsanlarımız en soğuk ay ve günleri kast ederken ZEMHERİ adını söyler. Bu aylar ise Aralık Ocak aylarıdır. Uzun yıllara dayanan bilimsel ortalama tespitlere göre. Ocak ayı içerisinde en soğuk olan şehirlerimiz. Ardahan 15 C’ Ağrı 13 C’ Kars 11 C’ ve Erzurum 8 C’.  Ardahan rakımı 1870, Ağrı 1640, Kars 1768  ve  Erzurum 1890 m’dir.

Bu yüksek bölgede bulunan ve 860 m rakıma sahip ilimiz Iğdır. Akdeniz bitkisi olan pamuk üretimi yapılmaktadır. Ve Iğdır’ın  geçmiş yıllara ait 12 ay – 365 günlük sıcaklık ortalaması + 12 C’

İKLİM KONUSUNDA RAKIM VE DAĞLARIN ÖNEMİNE AİT BİR ÖRNEK:

Bir düğün için Eskişehir Mihalgazi (iklimi) ilçesine gittik. Dört tarafı dağ ve tam orta çukur zemininde Sakarya nehri akmaktadır. Sakarya nehrinin aktığı zemin rakımı 170 m. Kaymakamlık bina çevresi ise 215 m.  Nehir tabanından 300 mt yukarısında ise Sakarı kaplıcaları yer almakta.9

Bu ilçemizde Akdeniz bölgesinde yetişen zeytin pamuk nar dahil her türlü meyve ve bitki yetiştirilmektedir. Nerede ise yerleşim bölgesi kadar plastik seralar araziyi kaplamış durumda. Düğün sahibinin anlatımı ile bu sene 2013-14 kışı sert olmadığı için beş kez mahsul kaldırmış. Bu yerin yıllık sıcaklık  ortalaması ise: + 14 C’  – 14.06.2014 

SİBİRYA BÖLGE ISISI

Sibirya’nın (en soğuk değil) daimi soğuk olmasının nedeni. Sibirya toprakları ağırlıklı olarak enlem bazında Kuzey kutbuna daha yakın.  Dikdörtgen vari yükseltisi fazla olmayan sulak ve tundra türü otsu toprak bütünlüğüne sahiptir.

Bu bölgenin Kuzey Kutbuna göre daha soğuk olmasının nedeni ise Toprak‘tır. Sibirya bölge toprağı, derinlemesine buz ve donuk vaziyettedir. Esas etken budur. Diğer taraftan kutup bölgesinin daha sıcak olmasının diğer bir nedeni de, Atlas Okyanusu tabanından kutup bölgesine gelen sıcak su akıntısıdır.

Ayrıca buz ve kar,  güneş ışınlarını uzaya yansıtır. Emmez. Bu durum soğuk etkisini artırıyor. Kaynak- livescience.com 

Batı yönünde Ural sıra dağları Atlantik üzerinden gelecek serin havayı salmıyor. Güneyinde olan Pamir ve Himalaya yüksek dağları ise Pasifik üzerinden gelecek tropikal sıcak havayı engelliyor. Kuzey Buz Denizi üzerinden kutup soğukları ile Kuzey/KD Pasifik Denizi üzerinde ise serin ve soğuk hava hakimdir. 

Dünyada insanların sürekli olarak yaşadığı dünyanın en soğuk şehri olduğu ülke. Burada belirtilen şehirler enlem olarak 60′ ve yukarısındadır. Rusyanın Sibirya bölgesi Kuzey Buz Denizine yakın ve kutup bölgesinde olan Verkhoyansk rakım: 130 m. 1888 yılı Ocak ayı – 67.8 C’. Bu yerleşim yerinde en yüksek sıcaklık 20 Haz. 2020 + 38 C’ olmuş.

 Oymyakon (Oimekon) Köyü rakımı 730 m. Bu yerleşim yerinin en soğuk olmasının nedeni? Kutup bölgesinde her tarafının dağlarla kaplı, çukur bir bölge olduğundandır. Pasifik Okyanusuna daha yakındır. Kış mevsim etkisi 9 ay sürmektedir. Yıllık Ortalama sıcaklık ise  — 40 C’. 1924 yılında – 71.2 C’ ve 1933 yılında – 69.8 C’ olmuş. 22 Aralık 1991 günü Grönland adası – 69,6 C’.  Mars gezegeninden bile en soğuk günü yaşamış. Kaynak: NASA / Rus Bilimler Akademisi  meteoroloji istasyon kayıtları ve livescience

DÜNYADA ISI ÇEŞİTLİLİĞİ 

Dünyanın anlık ve ortalama tespit edilen en soğuk yerleri. ABD / Alaska Barrow bölgesi KK yakın yıllık ort. – 20 C’ ● ABD nin Utah Eyaletinin Panguitch yerleşim yeri. Meksika bölgesine yakındır. 6 Aralık 2013 gününe ait en soğuk hava derecesi O gün için – 45 C’.  KK Kuzey İstasyonu noktası yıllık ort. – 47 C’ 1954 yılında Bu bölgede – 66 C’ görülmüş. ● ABD/Alaska Eyaleti Creek bölgesi en fazla 1971 yılında – 62 C’ ● Dünyada ilk Altına Hücum olaylarının yaşandığı 1800 yılında Kanada – Yukon bölgesinde kurulan Budak köyü 1947 yılında – 63 C’.  07.2017  Kaynak: www.uznayvse.ru

Dünyanın sürekli en sıcak yerleşim yeri. Etiyopya Dallol bölgesidir. Bu yerin kış mevsimi dahil 12 ay365 güne tekabül eden sıcaklık ortalaması. +34.4 C’. Bu yerleşim yerinde 3 ay 92 güne tekabül eden  yaz mevsiminin sıcaklık ortalaması ise. +47 C’ dir.

Bu güne kadar tespit edilen dünyanın en sıcak yeri. Libya – El Aziziye yerleşim bölgesidir. 1922 yılı Eylül ayında vuku bulan sıcaklığın + 57.7 C’ olduğu, kayıtlara geçirilmiştir.  3.2018

1915 yılı Arizona Tuskon Çölü yüzeyinde 71,5 C’ – Aynı anda ve aynı noktanın 4 mt üstünde ise 42,5 C’ ölçülmüş. 

Güney Afrika Cumhuriyeti Vredendal  kasabası sıcaklığı. Meteoroloji kayıtlarına göre 27 Ekim 2015 Salı gününe ait en yüksek sıcaklık +48.4 C’ olmuş. 16 Ekim 1936 tarihinde Arjantin Campo Gallo köyünde tespit edilen en yüksek sıcaklık. + 47.3 C’. Kaynak: www.gismeteo.ru

Dünyanın 60′ enlemi üzerinden itibaren başlayan Kuzey kutup bölgesinde kar yağmaya devam edecek. </strong> Himalaya dağ zirvelerindeki en kalın buz katmanları 1960 yılına kadar oluşmuş. Buz ve kar katmanlarının yine bu tarihten 2018 yılına kadar buz, yüzeyden 80 metre derinliğe kadar erimiş. Bu sonuç Dünya Üzerinde Sıcaklık ve Soğuklar göstergesidir. Kaynak; CIA/NASA

Isınmanın nedeni? Dünyanın,  Güneşe göre 23⁰ olan açı ve uzaklığının Güneşe doğru bir yakınlaşma olduğu  belirtilmektedir. Bu durum ise,  sıcaklıkların artmasına  neden oluyor. www.livescience.com           

Edindiğim bilgi doğrultusunda. Ekvator sıcaklıklarının her 10 senede bir 40 km (güneye değil) kuzeye doğru ilerleyeceği şeklindedir. Yine NASA bilim adamlarınca yayınlanan 16 Ocak 2015 tarihli bilgi dahilinde.

Dünya yüzeyinde en sıcak yıl. Sanayi devrimi sonrası Sera gazları nedeniyle 1880 yılı ile 2014 yılında oluşmuş.  <strong><p&amp;gt;&lt;strong>Dünya Üzerinde Sıcaklık </strong&amp;lt;/strong>&amp: 

Kasım 2013 Ocak 2014 tarihleri arasında ve Rus RTG Tv kanalı üzerinden Sibirya soğuklarını 50 gün boyunca not ettim. Bu günlere ait en soğuk yer Yakutsk şehrinin 50 günlük ortalaması – 32 C’ olmuştur.  Kaynak: Kendi çalışmalarım. 

KUTUP BÖLGELERİNDE ANLIK ISI ÇEŞİTLİLİĞİ:

NASA, 9 Aralık 2013 Pazartesi tarihli paylaşımına  göre. Yüksek çözünürlükte termal kızılötesi sensörlü cihazlara sahip Landsat 8 uydusundan. ABD Jeoloji Araştırma bölümü görevlilerinin Antarktika da 32 yıldır karadan yaptıkları araştırma tespit sonuçları. Dünyanın en soğuk olan bölgesi – 93.2 C’ (- 136 F) ile  Doğu Antarktika yaylasıdır. Daha önceleri de belirttiğim gibi bu nokta ve kıtada sadece araştırma amaçlı çalışan kişiler vardır.

– 93.2 ‘C daimi olmayıp, 10 Ağustos 2010 tarihinde tespit edilmiştir.

Güney Kutup (GK)  Kuzey Kutup (KK) bölgesinden daha soğuktur. Bu bilgi bilimsel bir tespittir. GK merkezi tamamen toprak bir tabakadan oluşuyor. KK tamamen deniz üstü kalın buz tabakasından oluşmaktadır. GK kıtasında lav kaynayan bir yanardağ bile mevcut.    20.12.2010 

SEYDİŞEHİR YAYLASI DOĞASI ve PİSLİĞİNİZ.

SEYDİŞEHİR YAYLASI DOĞASI ve PİSLİĞİNİZ.

      Temmuz 2024. Seydişehir Yaylası Doğası ve Pisliğiniz konusunun içeriği Seydişehir Susuz Yaylası üzerinedir. Ne var ki Bu nokta Antalya yolu üzerinde Seydişehir Susuz Yaylası  olarak bilinen mevki. Ana yolun kenarında küçük bir girintili bölgesinde gördüklerimi anlatacağım.

Buranın rakım 1450 mt. Ankara çıkışlı kişiler başta olmak üzere, hatta kafileler halinde Mevlana ve Kapadokya turlarına katılan yabancı turistler bile görürler. Bu konuda dağlarımız piknik amaçlıdır. Dağlarımız, Toros’ların uzantısıdır. Seydişehir’in güneyinde kalan dağlarımız kara çam, köknar, sedir ağaçları ile kaplıdır. Ama Kuzey ve doğu bölgelerimizde ise çoğunluk meşe ağacı ile kaplıdır. Sadece Orman işletmesi tarafından bölge bölge kara çam ekilmektedir.

Seydişehir ilçesi  Konya Meram Dutlu kırı yol ayırımı üzerinden Konya belediye önü 87. Akseki yol ayırımı 66,  Manavgat içi çay köprüsü üzeri 135, Antalya  215, Beyşehir ilçesine ise 33 km mesafede yer almaktadır. Rakım olarak belediye önü ile denizden 1135 mt yukarıdayız. Akdeniz ve İç Anadolu bölgesinin ulaşım ve iklimi konusunda geçiş bölgesiyiz. (2023 yılı sonunda Beyşehir Antalya tüneli ve yolu açıldı Seydişehir tüneli ise! belli değil)

2010 yılı mayıs ayı içerisinde biraz kalabalık olarak buraya  gelmiştik. Ki, bahar ve yaz aylarındaki insan sesleri, kuşgiller familyasının seslerini bastırır. Eşyalarımızı indirdikten sonra çevremdeki kişilerin biraz hayret, birazda kızgın bakışları arasında ilk işim, arabamda sürekli taşıdığım kürek, çapa ve  testereyi çıkarıp, çevremi temizlemeye başladım.

Benim huyumu bilen, öyle iken ginede bana kızmaktan’da geri kalmayan akrabalarımın kızma sebebi; Sen temizle, yine batıracaklar,  söylem ve düşüncelerinden dolayı idi. Yinede dinlemeyip, temizlemiştim.

25 Eylül 2010 cumartesi günü bu sefer sadece ailemi alarak aynı yere gittim. Yine eşyalarımızı indirdikten sonra ilk işim, temizliğe başlamak oldu. Bu dediğim yer, ana yolun kenarında  yaklaşık  1200 metre² bir yer. İnanır’mısınız!  buranın 4/3 nü  2.5 saatte ancak temizleye bildim.

Sayı olarak en fazla atık, ıslak peçete denen mendil. Birem birem tırnaklarım ile topraktan söküp, torbaya biriktirip, belirlediğim bir yere attım. Daha sonra cola, soda, bira cam ve  plastik şişelerini toplayıp şehir içine getirdim. Ve kullanılabilir atıklar çöp kovalarına attığım şişe sayısı 25 tane idi. Toplamaya zamanım ve takatim kalmadığı için bıraktığım teneke kutular ise, bundan az değildi. Topladığım bütün pislikleri-nizi-  ise taş oyuk arasında kontrolum altında yakarak, imha ettim. Seydişehir Yaylası Doğası ve Pisliğiniz burada kalırken Kendi evinize aynen mi davranıyorsunuz?

İnanırmısın! o yorgunluğuma ve de ailemin –Hadi artık yeter, kendi işlerini yap; demesini bile dikkate almadan yapmaya devam ederken, bu yaptığım işten, temizlediğim pisliklerden dolayı zevk aldım. Çünkü ben, doğa dostu olan ve bu ortamda bulunmaktan coşku ile  zevk alan bir anlayışa sahibim.

İlaveten arabamın içinde kürek, çapa, testere ve diğer alet edavatım devamlı bulunur. Gittiğim her yerde ve arılarımın olduğu çevrede ağaçları budar, yağmur ve diğer akarsuların bozduğu  yolları, düzeltirim.

Peki ya sizler ! Benim pisliğimi temizlemeyin, gerekte yok. Ama en azından kendi pisliğinizi temizlemekten, tedbirinizi kısmende olsa almaktan neden imtina ediyorsunuz? Sahibi olduğunuz yeri temiz tutarken, doğayı her şeyden önce kendinizi, çocuk ve torunlarınızı  geleceğinizi neden düşünmüyorsunuz! Neden? O güzelim bakir toprakları pislik içerisinde bırakmayı, kendinizde bir hak olarak görüyorsunuz. ?!

Bu yaptıklarınızı kendinizde bir hak olarak görmeye devam ederseniz, O topraklar, günü geldiğinde siz ve bizlerden, hakkını almayı da kendinde bir hak olarak görecektir. Türkiye’de 26 temmuz – 7 Ağustos 2021 arası, 46 il dahilinde 225 bölgede orman yangınları oldu. Sebep kim veya neden? Kasıtlı veya sera gazı nedeni ile oluşan aşırı kuru sıcak hava. Yine sebep olan insan.  Eylül 2010. 

KRALIN YOLUNDAKİ GÜZEL KİŞİ.

KRALIN YOLUNDAKİ GÜZEL KİŞİ.

Haziran 21.2024.  Kralın Yolundaki Güzel Kişi halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verir.  Yol biter. Bu yol üzerinde bir yarışma düzenlemeyi uygun bulur. Kral, isteyen her kişinin bu yarışmaya katılabileceğini söyler.

Bunu yapmasındaki amacı, İnsanları faydalı işler yapmaya teşvik etmektir.

Bu yoldan geçecek en güzel kişiyide  belirleyeceğini ilan ettirir.

Yarışma günü,  insanlar akın akın gelirler. Bazıları  süslü en güzel arabası ile, bazıları en güzel elbiselerini giymiştir. Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel  biçimde  yaptırmış, kimileri en güzel yiyeceklerini yanında getirmiştir. Gençlerden bazıları sporcu kıyafetleri içerisinde, yol boyunca yarışmaya hazırlanırlar. O gün buraya gelen herkes gün boyu bu yoldan gidip gelirler. Ama  Kralın Yolundaki Güzel Kişi olma gayreti akşama kadar kimsede görülmez.

Fakat kralın yanına gelen insanların hepsinin yüzleri asık bir vaziyette, aynı şikayette bulunurlar.  – Yolun bir yerinde iri taşlar ve  moloz yığınları var.  Bu birikintiler yüzünden yürüyüşümüz zor oldu, derler.

Günün sonunda bir yarışmacı kralın yanına, yorgun argın ulaşır. Üstü başı toz toprak içerisindedir. Krala büyük bir saygı ile yönelerek, elinde tuttuğu  altın kesesini uzatır.

– Yarıştığım yolda yolu tıkayan taş ve moloz yığınları vardı. Yolu temizlemek için uğraşırken geciktim. Bu altın kesesini moloz yığınları altında buldum.  Bu altın kesesi  size ait olmalı der ve keseyi krala uzatır.

Kral gülümseyerek cevap verir:

–  O altınlar sana ait.

–  Hayır, benim değil. Benim hiç bir zaman bu kadar çok param olmadı.

– ‘Evet ‘ der kral” Bu altınları sen kazandın ve yarışmanın galibi de sensin. Ayrıca, bu  yoldan geçen en güzel kişide, sensin.  En güzel kişi ise!  Ardından gelecekler için yoldaki engelleri kaldıran kişidir. Der.

Alıntı:  KÜPE Dergisi .     03. 12. 2011  Cumartesi  –    Mecit  ALBAYRAK

ANA ARININ GÜNLÜK ATMASINI TEŞVİK ETMEK

ANA ARIYA GÜNLÜK ATTIRMAK.

Temmuz 2024. Petekte Günlük Yoksa Ne Yapmalı. Kovanda hepsi var gibi ama, günlük ve kapalısı yok. Ne yapmak lazım. Ana Arının Günlük Atmasını teşvik için elinizde olan veya temin edeceğiniz poleni, pudra şekeri ile karıştırın. Hafif şekilde ıslatıp yoğurun. Yalnız katı olsun

Rahmetli Profesör Doktor Muhsin DOĞAROĞLU hocamız: Ana arıya günlük attıra bilmek için pudra şekeri karışımı polen verin demişti.

Keseceğiniz 10*10 poşet naylonu üzerinde çita üstüne koyunuz. Daha sonra polen bittikce aynı yere poleni -birkaç kez- koyunuz. Polen var ama günlük yinede yok ise, anayı değiştiriniz. Bu işlemi özellikle havaların ılık geçtiği kış mevsimi gününde bile soğuk bölgelerde muhakkak uygulayınız.

Ana Arının Günlük Atmasını Teşvik için bunun faydasını göreceksiniz. Kışın poleni verdiğiniz halde günlük olmasa bile bu işten kazançlı yine arımız olacak. Bu yüzden koloni bu kışı daha güçlü geçirecek. Daha sonra arımız Bahar mevsimine daha kuvvetli girecek. Bu yazdıklarımı uyguladım ve sonucunu gördüm.

Kimi arıcı arkadaş toz pudrayı, poleni vd yere dökerek, tavuk yemler gibi yapıyor muş. Yere dökme işi, sağlıklı değildir. Arı poleni temiz yerden alıyor. Yapmayın. Bu arkadaşın yaptığına Ana Arının Günlük Atmasını teşvik denilemez -Buna iş güzarlık denir.

Kovanları daimi ıslak kalabilecek yerlere koymayınız. Bu yerlerde arı hastalıklı olur. Siz ne kadar imtina gösterseniz bile başarılı olamazsınız. Kovanların dışında olan çatlakları silikon ile kapatın. Üst kapak altlarına çul çuval kağıt koymayınız.

Havaların sıcak olduğu arını dışarıda uçuş yaptığı günlerde şerbet vermeniz gerekiyorsa verin. Burada dikkat edeceğiniz nokta şu. Arılar petek üzerinde üzüm salkımı gibi toplanmış olmasınlar. Bütün bunları yaptığınız halde yine de arılarda ilerleme yok ise arılarda hastalık ola bilir.  09.2016

ARI HAKKINDA KRİTİK BİLGİLER.

ARI HAKKINDA OKUMANIZI DİLERİM

     Temmuz 2024.  Arı Hakkında Kritik Bilgiler Burada yazmaya çalıştığım bilgiler 45. Istanbul Apimondia  kongresinde konu ile alakadar yetkililerin sunumlarıdır. Daha sonra sunum anında belirtilen internet adreslerinden edindiğim bilgileri içeriyor.

Arı kolonisinin verimliliği  SADECE Ana arı, erkek arı ve koloniye bağlı DEĞİLDİR. Bunlarla beraber Arının Genetiği, Coğrafik Bölge, İklim, Mevsim, Kışlatma, Arıcının Kabiliyeti, Nem, Rüzğar. Bitki Çeşidi, Nektar, Polen ile BU SAYILANLARLA BERABER HEPSİ İLE ALAKALIDIR.

Esasında arıcılıkta olumsuz iklim koşulları, büyük arı kayıplarına neden olmaktadır. Yalnız, her kıtada olan arı ölüm nedenleri farklılık arz etmektedir.

Arı Hakkında Kritik Bilgiler:. Ormanların kesimi sonunda Avustralya, Filipinler ve Okyanus ada ülkelerinde bakteri ve mantar hastalıkları etkin olmaktadır. Bu yüzden Yazın Kovan içi havalandırma;  Arı verimliliğini artıran koşulların başında gelmektedir.

Diğer bir tarif şekli ile yaz  sıcaklarının etkisini azaltma havalandırma koşulu ve mecburiyeti! Kışın neme karşı havalandırma mecburiyetinden, fazladır.

Yazın mümkün ise! Kovanlarınızı gölgelik yerlere koyunuz.

Sıcak havalarda kovan havalandırılması, arının verimliliği ile alakalıdır. Deneme amaçlı kışın kovanın altı tamamen-AÇIK, ALT TAHTA YOK- bırakılmış. Arılar ölmemiş. Diğer taraftan yine bu sefer Deneme amaçlı gölge yerde olan kovanı, bir günlüğüne güneş altına koymuşlar.

O güne kadar kovan içinde üretim ile alakadar olan arılar Güneş altında iken kovan içi işlerini bırakmışlar. Kovan içinde 38 C’ çıkan sıcaklığı düşürmek için çalışmışlar. Haliyle kanat çırpma işine başlamışlar.  Hemde sıcaktan bunalan bir gurup arıda,  serin yere çıkma gereği duymuş.

Arıların uçuş yönünü daima; Güney, güney/doğu yönüne koyunuz. Kovanları açık alana koyduğunuzda sıcaklardan korumak için üzerine dal, ot, kamış, toprak cinsi malzemeler koyunuz. (Ayrıca benim uygulama şeklim tavsiye ederim)

Soğuk havalarda rüzğarın kovan içine girişini engellemek için ise:. Uçuş deliği genişliğinde teneke kesip takınız. Böylece petek altı bölgesinde olan günlük ve larvaların kısmende olsa çürümesini engellersiniz.

Kraliçe arının hizmetinde ‘nedimeleri’ olan işçi arılar var. Bunlar kraliçe arının yemesi, içmesi, kakası ile görevlidirler. Haliyle ana arının feromen kokusunuda diğer petek ve kovan içine dağıtmakla görevlilerdir. Kaynak: FAO

Niğdede o bölgenin yerel arısı ile kafkas muğla italyan arılarına orantılı olarak aynı ilaç püskürtülmüş. Deneme sonunda İtalyan arısı en az yaşarken, yerel arı daha fazla yaşamış. Yani, her arı cinsinin her bölgede yaşamadığı tespit edilmiş.

1 (BİR) KĞ ARI – 8.000 adet işçi arısının ağırlığına eşit oluyormuş. Ve dolayısı ile bir çitanın iki yüzünde (en iyi şekli ile) toplam 3000 arının bulunduğu tespit edilmiş. Kışlatma sezonunda pancar şekerinden oluşturulmuş balın, arı tarafından tercih edildiği görülmüş.

Ek olarak Belirli sayıdaki arılara mısır, glikoz ve pancar şekeri şurubu ayrı ayrı verilmiş. Mısır ve glikoz şurubu verilen arılarda kış ölümü çok olmuş. Pancar şekeri şurubu verilenlerde ise arı ölümü daha az olmuş.

İlaveten mısır şurubu, mısırdan elde edilen nişastanın su ile karıştırılması ile elde edilen bir tatlı sıvı şeklidir. Glikoz şurubu ise hangi bitkinin nişastasından üretildiği belli olmayan meyve şekeridir.

ARI HAKKINDA KRİTİK BİLGİLER  Dünyada arıların telef olmasının nedeni olarak İklim değişikliği başta geliyor. Özellikle bu değişikliğin etkisi ile arıların hastalıklara adapte olamaması gösteriliyor. Ne yazık ki Dünyayı yaşanmaz hale getirenler insanlar ve devletlerdir.

Yalnız Avrupa Birliği (AB) Arı ve Arıcının gelişimini sağlamak için uygulamaları yapmaktadır. Sonuç olarak Hastalıklara dayanıklı, saldırgan olmayan arı çeşidi için araştırmaları devam ediyor. AB aynı zamanda gezginci arıcılığa mesafeli durmaktadır.

Gelecek için AB çapında orijinal arı ırklarının yaşatılmasına çalışılmakta.  Ve çoğaltılması için ‘Uçuşa Yasak’ koruma alanları oluşturulmaktadır.

Ana arının sol ayağı sürünüyorsa Ana arıyı değiştirin. Şerbet ve polen ile beslenen arılar Sadece şerbetle beslenen arılardan daha fazla yaşamış ve çoğalmışlar.

Ana Arı; hastalıklı arıyı biliyormuş. Böylece İşçi arılarda hastalık enfeksiyon var ise kendini korumak için bağışıklık sistemini aktif hale geçiriyor. Arılar kendi aralarında iletişimlerini antenleri sayesinde sağlıyorlar. Anten hareketi hızlı ve daimi ise arı sağlıklı, yavaş ise, hastalık belirtisi oluyor.

Polenin olmadığı zamanlarda, arı ölümleri daha çok oluyor. Bu yüzden Poleni çok almayınız. Polen ile dolan çitaları başka kovanlara verin. Veya muhafaza edin, sonra olmayan yer ve zamanda kovana koyun.

Petek gözüne sıkıştırılan polen 3 – 5 gün içerisinde bitiriliyor. Tarlaya giden arı, enerjisini polen ile sağlamaktadır. Bakıcı arılar larvaları, bal+polen+su+arı sütü karışımı ile besliyorlar. Ana arı ise sadece arı sütü ile. Polenin yerine ise, soya unu+mısır unu+yumurta akı karıştırarak veriniz.

Arı çiçek içindeki nektarın varlığını nasıl biliyor? Olup olmadığı iki şekilde biliyor. Nektar içindeki şeker sayesinde orayı buluyor. Nektarın olmadığını ise daha önceden gelmiş arının feromen kokusundan biliyormuş. 07.02.2018

MISIR KRALİÇESİ VE KRALI HATŞEPSUT

MISIR KRALİÇESİ VE KRALI HATÇEPSUT

    Temmuz 2024. Mısır Kraliçesi ve Kralı Hatşepsut. Bu yazımın tv yayınını 04.08.2002  pazar günü izlemiştim. Ve arkeoloğun anlatımlarını anında not ettim. Hatşepsut hakkındaki Aşağıdaki yazılımın hiç yada az bulunabilen bir durum diye düşünüyorum. Yalnız Kraliçenin hayat hikayesi hakkında tarih bigilerini büyük larousse ansiklopedisinden aldım. Doğum ve ölüm : M.Ö. 1537 – 1484

Hatşepsutun manası:. Soylu kadınların en önde geleni –  livescience.com  Ne var ki Hatşepsut ile kocasının kardeşliği ve evlilikleri gibi kendilerinden sonraki bazı evlilikler ile aynı. Mesela Mısır kralı Akhenaton ve ilk karısı Nefertiti‘nin kızı ve kocası gibi. Akhenaton’un 2. karısından olan oğlu Tutankamon ile  Nefertitinin kızı ile olan evlilikleri gibi.

Mısır kralı 1. Tutmosis (tutmes) in birinci karısından olan büyük kızı Hatşepsut ile ikinci karısından olan oğlu 2. Tutmosis gibi. Hatşepsut 12 yaşında evlenmiş. Daha sonra Kralın ilk  evlilikten doğan erkek çocukları hep ölürken, sadece bir kızı sağ kalıyor.

M.Ö. 1520 yılında 1. Tutmosis in  ölümü üzerine oğlu 2. Tutmosis ve kızı Hatşepsut yönetime geliyorlar. Hatşepsut o zaman 17 yaşında oluyor. Sonrasında 2. Tutmosis, Hatşepsut‘tan olan kızını, 2. evliliğinden olan oğlu ve kendisinden sonra kral olacak 3. Tutmosis  ile  evlendiriyorlar.

Sonrasında Hatşepsut’un kocası 2. Tutmosis, M.Ö. 1505 yılında ölüyor. Kralın oğlu ve kraliçeninde üvey oğlu ve damadı olan 3. Tutmosisin daha küçük. Lakin iktidarın zevkinden dolayı Hatşepsut tahtı bırakmıyor ve yeniden evlenmiyor. Kraliçe dul kaldığında 32 yaşında imiş. Sonuç olarak çocuk yaşta olan 3. Tutmosis ile karısı da, kral olma konusunda istekli değillermiş.

Hatşepsut kadın kral iktidara alışmıştı. Yalnız kadının kralın olması mümkün değildi. Ama Baş rahib bu sorunu ortadan kaldırmış. Kraliçeye Tanrı Amonun Kızı Hatşepsut lakabı verilmiş. Ayrıca Kraliçe erkek firavun kıyafetleri giymiş ve çene altına sakal takmış.

Arkeoloğun duvar yazı ve resimlere dayanan anlatımında ise:. Kadın kral Hatşepsut ile damadı kral 3. Tutmosis arasında karşılıklı güvene dayanan bir antlaşmanın olduğu yönündedir.  Kraliçe Hatşepsut’un kızının eğitmeni Mimar Selmut. Yalnız Kraliçe ile Selmut’un arasının iyi olduğu görüşü hakimdir.  Hatşepsut Mısırın bayındırlığı iç işleri ve yönetim işini hallediyor. Damadı 3. Tutmosis ise askerlerin arasında  savaşmayı öğreniyor.

Kadın kral Hatşepsut Mısırın bayındırlığı ile meşgul oluyor. Bu arada aynı zamanda ‘gözde erkeği’ Mimar Selmut‘a, kendi anıt mezarını yaptırır. Selmut, kraliçeden önce ölür. Selmut ile dünyada yaşarken resmen bir arada olamayan Hatşepsut mimari bir hile yaptırıyor.

Mimar Selmut’un mezarını daha önceden hazır olan kendi anıt mezarının yan tarafına yaptırıyor. Kendi anıt mezarı ile Selmut’un mezarı ile aynı seviyede. Kraliçe anıt mezarı odası ile Selmut’un mezar odası arasına sadece basit bir duvar ördürüyor. Böylece sağlığında bir araya gelemeyen Kraliçe ile Selmut öbür dünyada bir araya geliyor.

1903 yılında, Hatşepsut’un mezarı tespit edilip açılıyor. Kraliçenin mezar odasındaki duvar resimlerinde kraliçenin yanında duran bir erkek resmi, var. Bu erkeğin sol yanağında, yaşlanmadan dolayı oluşan bir çizik görülmüş. Sonrasında, kraliçenin mozolesinin ilerisinde bulunan mezar odası’da açılmış.

Ne var ki Bu mezar odasından çıkartılan erkek cesedinin suratında aynı çizgi görülmüş. O gün için bu erkeğin yüzü tv’de gösterildi. Sonuç olarak Kraliçenin mezar odasındaki  erkek resminin, Mimar Selmut’a ait olduğu görülmüş.

Mısır Kraliçesi ve Kralı Hatşepsut M.Ö. 1484 yılında ölüyor. Ve üvey oğlu damadı 3. Tutmosis kral oluyor. 3. Tutmosis kral olduktan 15 yıl sonra açık alanlardaki kraliçe Hatşepsut un resimlerini kazıttırmış. Bu kazıtma şeklinin 3. Tutmosis’in  kayın validesi kraliçeye karşı oluşan gizli düşmanlığından  değil. Arkeoloğ bu yapılan kazıma olayının Yalnız siyaseten alınmış bir karar olduğunu, söylemişti. 04.2014

BENZER ERKEK ve KADIN İSİMLERİ.

BENZER ERKEK ve KADIN İSİMLERİ.

Temmuz 2024. Benzer Erkek ve Kadın İsimleri. Bu tip paylaşımım gayesi doğumlarda çocuklarına benzer erkek kız isimleri veya tersi isim arayanlara yardımcı olmaktır.

Ali Aliye, Adil Adile, Akil Akile, Arif Arife, Aziz Azize, Azim Azime,

Bahri Bahriye, Bedri Bedriye, Bilgin Bilge, 

Cahid Cahide, Can Canan / Cansu, Cavit Cavidan, Cem / Cemal/ Cemil Cemile,

Deniz Derya, Dursun Dursune / Durdu,

Emin Emine, Ergün Ergül

Fahri Fahriye, Faik Faika, Ferit Feride,

Hamdi Hamdiye, Hüsnü Hüsniye, Halit Halide, Habip  Habibe, Hayati Hayat, 

Kadir Kadriye, Kamil Kamile, Kerim Kerime,

Latif Latife, Lütfi Lütfiye,

Melih Meliha / Melike, Mevlüt Mevlüde, Muhsin Muhsine, Mükremin Mükerrem, Murat Muradiye, Mümin Mümine, Müfit Müfide, 

Naci Naciye, Nafiz Nafize, Naim Naime, Nadir Nadire, Nail Naile, Nuri Nuriye,

Olcaytu Olcay,

Özgür Özlem / Özge, 

Remzi Remziye,

Salih Saliha, Sabit Sabiha, Sabri Sabriye, Selim Selma, Selim Selime, Semih Semiha, Serkan Sertap/ Sercan, Sezgin Sezer, Sıdkı Sıdıka, Soner Songül,

Şerif Şerife, Şevket Şevkiye, Şükrü Şükrüye, 

Tayyip Tayyibe, Tuglu/Tugrul Tugce 

Ulvi Ulviye,

Ümit Ümmü / Ümide 

Vahit Vahide, Veysi Vesile,

Yaşar Yaşar,

Zahit Zahide, Zeki Zekiye, Zeynel Zeynep, Zülfü Zülfiye,

Benzer Erkek ve Kadın İsimleri konusunda sizlerden destek  gelir mi? Araştırmaya devam ediyorum. 2023

 

 

SEYDİŞEHİR KUĞULU PARK 2007.

SEYDİŞEHİR KUĞULU PARK 2007.

     Temmuz 2024. Seydişehir Kuğulu Park 2007. Günümüzde mesire alanı olarak kullanılıyor. Elli yıl öncesinde buralara ancak görevliler gelirdi. O zamanlar çamurlu sudan dolayı toprak görünmezdi. Ayrıca mevsimine göre yabani göçmen kuşların uğradığı bir bölge idi. Ne zaman ki Eti Alüminyum Fabrikası ve Lojmanları için su basılmaya başlandı! Su bitti.

Lakin buraya eskiden gelen göçmen kuşlardan biri ve başta geleni ise adı üzere Kuğu Kuşları idi. Ki o zamanları ben görmedim veya hatırlamıyorum. Bundan başka kaz ördek en bilinen yabani kuşlardı.

Günümüzde ise ana havuzda  sembolik olarak Kuğu Kuşları var. Ayrıca ‘hatırlı ziyaretçiler için’ beslenilen çeşitli ördek ve kazlar.

Seydişehir Kuğulu Park 2007 resimleri o zamana ait bir belgesel durumundadır. Özellikle Havuz içindeki adacık ortasında yeşeren Söğüt Ağacı unutulmaz bir görüntü veriyor. Havuzun orta yerlerinde yer altı su kaynağı var. Havuzu besleyen de bu kaynak sudur.

1, 2 ve 6. resimler Kuğulu merkez alanı içindeki ana havuzu gösteriyor. Bu havuzun ortasında gölette barınan kaz ve ördekler için yapılmış kulübeleri mevcuttur. 3. resim ise mesire alanına gidilen köprülü üst geçit üzerinde olan ben. 4 ve 5. resimler ise Ana havuzu yukarıdan besleyen su kanalıdır.

Alttaki şelaleler ise, görüntü maksatlı olup hoş bir anı olmaktan öte bir işlevi yoktur. 07.2024

 DSC01273 DSC01274 DSC01275 DSC01278 DSC01279 DSC01281 DSC01282 DSC01285 DSC01286 DSC01288 DSC01291 DSC01294 DSC01296 DSC01297           

Bu bölgeyi kapsayan su yer altından  kaynak suyu olarak yaz kış kesilmeden akar. Bu gün bile şehrin bir bölgesine içme suyu olarak basılan su kendiliğinden yer altından çıkıyor.

Yolda yürüyen en güzel kişi Yoldaki engelleri kaldıran kişidir.

ARI OĞULA NEDEN GİDER

Arı Nasıl Çoğaltılır.

Temmuz 2024. Arı Oğula Neden Gider Oğula gitmek çoğalmak bütün canlılarda bir içgüdüdür. Bu nedenle insanlar hayvanlar ve bitkiler çoğalmak seneye tekrar var olmak ister. Ve dolayısı ile arı aynı duygu ve his ile çoğalmak ister. Bunun göstergesi bazen istemediğimiz bazende alkışladığımız oğul verme yöntemidir. Evet, Arı Oğula Neden Gider?

Önce şunu iyi bilin! Benim bir avuç arı ve bir senelik anası olan arım vardı. Bu arı bile bir çitanın etrafını oğula gidecek gibi ana memesi ile çevirdi. Neden? Çünkü bol şerbet verdim. Dışarıdan bolca nektar ve polen geldi Bir avuç arı bu yüzden ‘şımardı’. Kendimden şahidim. Gelelim nedenlerine. Anayı beğenmedi değiştirecek desek bile! Neden çokca meme yaptı. Değiştirmesi için 1-2 meme yeterdi. Evet Sonuç olarak Arı Oğula Neden Gider?

A İlk önce cinse çektiği içindir. Oğul arısından ana alırsanız, hem ana hem bundan çıkan arılar, oğula meyilli olurlar.

B Koloni sayısı ne kadar olursa olsun (yukarıda belirttim) nektarı, şerbeti çok olduğunda, oğula gider.

C Koloni kalabalıklaştı, ilave verilmedi yer kalmadı. Bunlar bilinen oğula gitme nedenleridir.

D Kovan içi çok sıcak fazla ve havalandırması az. Bu yüzden Oğul durumu var.

Oğulun Çıkış Saati ve Bir Örnek

Buraya dikkat:. Çıkan oğul İLLA en yakın ağaç veya benzeri yere konar diye beklemeyin. Öyle bir iddiada bulunmayın. BEN YAŞADIM. 2011 yılında ilk oğul arım çıktığı anda ben orada olmasa idim! OĞUL ALDI BAŞINI GİDİYORDU. Üzerlerine su fısfıs ederek yönlerini çevirttim. Yine iddia ediyorum. Ben yaşadım, bildiğimi bilmeyen arıcılar bile vardır.

Oğula gidecek arının göstergesi:. Arı oğula gidecekse bu nedenle özellikle yeni ve diğer peteklerin kenarlarında memeler yapmaya başlar. Bu amaçla yapılan memeler 10 tane veya fazlasına kadar çıkar.

Arı oğullarının çıkış saati 10.00 ile 14.00 saatleri arasında kovanı terk eder. Yağmurda oğul çıkmaz.

Oğul arısı kaç şekilde kovanı terk eder:.! AKeşifçi arıyı ağaçta bekliyenler. 1 – Oğul arısı kovanı terk eder ve en yakındaki ağaç veye benzeri bir yere konar. Oğul burada beklerken yeni bir yer bulması için keşifçi arıları gönderirler. Bu bekleme süresi oğulun çıkış saatine göre 24 saate kadar uzar. Haziran ayı saat 21.00 gibi yeni ayırdığım bir arıyı bildiğim ağaçlı başka bir yere götürdüm. Ağaçlara bakarken iki ayrı yerde oğul gördüm. Bu saatte oğul uçuşa geçmez. Ertesi gün havanın ısınmasını bekler. En erken 08.00 gibi buradan giderler.

BKeşifçi’yi kovanı terk etmeden gönderenler. 2 – Bu tip oğul arısı keşifçi arıyı bir gün öncesinden gönderir. Keşifçi geldikten ve yer onaylandıktan sonra saat 10 – 14:00 arası kovanı terk ederler. Arılığın etrafı ağaçtan ötesi görünmeyen yer bile olsa HİÇBİR AĞACA KONMADAN yüksekten uçar ve gider.

Bu fikri internet ortamında ve çevremde ilk önce ben attığımı, iddia ederim. Peki, bu fikre nereden geldim! İlk oğul arımın çıkışı anında yanında olmasa idim, ilk oğul arım uzaklara gidecekti.  Dikkatinizi çekerim:. Sonuç olarak oğul arısı  çıktığı kovanın yakını bir yere konar, başka yere gitmez. DEME.

Oğulu Nasıl Engellersin:

Arının oğula gitmesini istemiyorsan, üzerinde meme bile olsa:. A – Eski anayı uygun gördüğünüz sayı kadar arılı petekler ile başka bir kovana koyun. Üzerlerinde olan memeleri koparıp, buradan 5 km uzağa götürünüz. Her yeri kapalı olacak. Götürmekten amaç: Tarlacı arı sayısı azalmasın. B – Yerinde kalan anasız arılar için  2 – 3 tane büyük meme bırakıp, diğerlerini temizle. Özellikle düğme diye tabir edilen basık memeleri.  C– (arıyı bölmeden ise) Üzerinde memesi, günlüğü, kapalısı olan 2 veya 3 çitayı çekin. Arılarını aynı yere silkele. Üzerindeki memeleri temizleyip başka bir kovana verin. O kovandan veya elinizde var ise, sadece ballı / boş çitaları boşalttığınız ilk kovana koyun. Hatta üzerine ilave ve içine boş çita koyun. 

D – Oğula gidecek, Peteklerinde meme olan kovanı, olduğu yerden alın. Kovanı buradan 10 m uzak bir yere koyunuz. Tarlacılar diğer kovanlara dağılırken, oğul verecek kovanın arı sayısı azalır, Böylece oğuldan vaz geçerler.   E -Tüm memeleri kopartın. 3 gün sonra tekrar bakın. Meme var mı? Yinede yaptılar ise oğula gidecekler, oyalanmayın. Ya oğula gitsinler yada bölün. Meme yapmazlar ise, vaz geçmişlerdir.

Oğul’un kovanı terk etmeye başladığını gördüğünüz zaman dikkatli bakınız. Oğul arısı alçaktan mı yoksa yüksekten mi uçuyor. Hemen müdahale etme durumunda oğulun uzaklara veya yüksek yerlere gitmesini engelleme şansınız olur. Onun için yanınızda su dolu bir fıs fıs kabını yakınınızda bulundurun. Oğul arısının çıktığı anı gördüğünüzde. Arı kümesi üzerine su fışkırtmanız halinde arı, en yakın yere konacaktır. -yaşadım ve yaptım- 03.2018

oğul arının kovana konulması: İlk çıkan 1. ve  2. oğul arılarında ana birer tanedir. Sonra çıkan oğullarda 2 ve daha fazlası ile ana olur. Çıkan oğulu başka bir kovana koyacaksanız. Oğulu konduğu yerden alma imkanınız var ise konduğu yerden dalı silkeleyerek kovana alınız. Yüksek bir yerde ise konduğu dalı kırın. Oğulu düşürmeden kovana silkeleyin. Çok yüksekte ise uzun bir sopaya çuval torba uzatıp içine silkelemeye çalışınız. Yalnız ana arıyı aldığınızdan emin olunuz. Ana nerede ise oğul oraya gider.

Çıkan Oğulu Bölmek İstemiyorsanız:. Konduğu yerden aldığınız oğulu uygun yere dökünüz. İçinden ana arıyı bulup ya öldürün ve oğul içine atınız. Veya içindeki anayı bulu başka bir kutuya (kibrit) 4 5 arı ile alıp koyunuz. Uzağa götürün. Anasız kalan arılar, çıktıkları kovana geri dönerler. DİKKAT:. Aynı kovan içinden çıkıp Değişik yerlere konan oğul. İçinde çoklu ana olduğu için aynı kovana koyamazsınız. Çünkü Ana kokuları farklılaşmıştır. Bunları ayrı kovanlara koymalısınız. İlk oğul arısı kendi kovanına döner çünkü çıkan ananın feromen kokusu hala orada olur.

AMA; aynı küme içerisinde Çıkan Oğulu Bölmek İstemiyorsanızu ise, aynı kovana koyabilirsiniz. Aynı küme içerisindeki analar birbirini veya işçi arılar, biri kalıncaya kadar diğerlerini öldürür. Ana kokusu farklı 2 oğul  arısını ilaveli kağıt ve koku ile birleştire bilirsiniz. Yalnız tek anaya indirmeniz şartı ile. Oğul arıyı yeni bir kovana koyacaksanız. Önce temiz bir kovan ile koloninin gücüne göre hazır veya ham çita koyunuz. Ana arı kovana girdiği an, bütün arılarda girer. Sonra istediğiniz yere kaldırınız. 03.2013

dışarıdan oğul arısını yakalamak:. Boş kovanın içine veya çevrenizdeki bitkilere lavanta esansı sürün. Kovan dışında inek tezeği yakın. Boş kovan içine pudra şekeri serpin. Kovanın dış yüzeyine limon otu/ yağı sürün. kaynak FAO

2017 ApimondiaOğul Arısı Oluşmasının Başka Bir Nedeni

Buna neden olan Kovan içinde fazladan üretilen arı sütü miktarıdır. Arı sütü miktarı dışarıdan bolca gelen nektar, polen ve verdiğiniz şerbet ile orantılıdır. Arı sütü çokça üretildiği zaman arı sütünü, süt üretmeyen arılar ile tarlacı arılar yemeye başlar. Bol Arı sütüne alışan arılar, ana arının payınıda yemeye başlarlar. Normal arılar ‘kudururken‘ ana arı zayıflamaya ve spermlerinide azalma  başlar.

Bunu gören işçiler hemen ana memesi yapar. Yeni anayı hazırlarlar ve meme ağzını  kapatırlar. İlk oğul yeni ana memeden çıkmadan önce kovanı terk eder. Hemen sonrasında yeni ana kraliçe tahtına oturur. 200 mt mesafe içine veya daha önce tespit ettikleri bir yere konarlar. Veya giderler. Yeni ananın  çıkmasından 2 gün sonra, 2. oğul çıkar. Ertesi gün 3 ve 4. oğul. En son çıkan ana kovanın kraliçesidir. Artık gidecek oğul kalmamıştır. Oğul işi biter. 2017